Tess Gerritsen – Kan Gölü – Ücretsiz Ekitap İndir Oku

Tess Gerritsen Kitapları

Kan Gölü (Roman – Korku, Gerilim)

Ücresiz PDF E kitap / E kitap indir / Oku

KİTABIN BAZI SAYFALARI

Bahçesi papatyalarla kaplı beyaz bir çiftlik eviydi. Ön bahçede yeni yeni açmaya başlamış bir isfendan ağacı vardı. Đsfendan ağacı olan bir evim olmamıştı hiç. Daha önce gök yüzüne baktığımda şehrin ışıkları yerine parlayan yıldızları görebileceğim bir kasabada yaşamamıştım. “Küçük bir kasabada yaşamanın nasıl bir şey olacağını merak ederler,” diye devam etti Lincoln. “Đnsanların kapılarını kilitlemediği, komşuların birbirlerine yemek taşıdığı bir yerde yaşamanın nasıl bir şey olacağını merak ederler. Ama bu kısmı da gerçekten hayaldir çünkü sandıklan gibi küçük huzurlu bir kasaba yoktur. Ayrıca kaçmaya çalıştıkları problemler onları bir sonraki evlerinde de takip eder. Ve bir sonrakinde…” Noah bana gelmek istemediğini söylemişti. Eğer onu Baltimore’dan ve arkadaşlarından ayıracak olursam benden nefret edeceğini söylemişti. Ama hayatım yönetmesine izin veremezsin on dört yaşındaki bir çocuğun. Anne olan benim. Sorumluluk sahibi olan benim. Onun için, ikimiz için neyin daha iyi olduğuna ben karar veririm. Ve doğru kararı verdiğimi sanıyordum. “Hatta bir süre işe yarıyor gibi bile gözükür,” diye konuşuyordu Lincoln. “Yeni bir ev, yeni bir kasaba, insanın aklını kaçmakta olduğun şeyden uzaklaştırır.

Herkes yeni bir başlangıç, işleri düzeltmek için ikinci bir şans ister. Ve derler ki yeni bir hayata bir yaz mevsiminde bir göl kenarında başlamaktan daha iyi bir zaman veya yer olabilir mi?” “Bir araba çalmıştı.” Lincoln cevap vermedi. Clarie dönüp Lincoln’a bakarsa gözlerinde ne göreceğini merak ediyordu. Herhalde şaşkınlık olmazdı göreceği şey. Kendini Tranquility’ye sürükleyen şeyin kötü bir olay okluğunu tahmin etmiş olmalıydı. “Đşlediği tek suç da bu değildi tabii. Tutuklanmasından sonra yaptığı diğer şeyleri de öğrendim. Dükkanlardan hırsızlık, duvar yazılan, komşu markete soygun girişimi. Noah ve arkadaşları hepsini birlikte yaparlarmış. Canları sıkılmış üç çocuğun kendi hayatlarının yanı sıra ebeveynlerinin de hayatlarına biraz hareket katmayı istemeleri sanırım…” Clarie başını geriye yaslayarak boş sokağa dikti gözlerini. Kar tekrar yağmaya başlamıştı. Tanecikler cama yapışıyor, ardından eriyerek göz yaşı gibi aşağıya süzülüyorlardı. “En kötüsü de benim hiçbir şeyden haberim olmamasıydı. Kendi oğlumun benimle ne kadar az şey paylaştığı ve ne kadar uzak olduğumuzu anlamış oldum.” “Polis beni o gece arayıp Noah’ın çaldığı bir arabayla kaza yaptığını söylediğinde, onlara bu işte bir hata yapmış olacaklarını söyledim.

Benim oğlum böyle bir şey yapmazdı. Benim oğlum o gece arkadaşlarının evinde olacaktı… Ama arkadaşının evinde değilmiş tabii ki. Kafasına sarılı bir bandajla acil odasında oturuyordu. Arkadaşlarından birisiyse komaya girmişti. Oğlum emniyet kemerini bağlamayı asla unutmadığı için minnettar olmalıyım galiba. Çalıntı bir arabada olsa dahi…” Clarie başını sallayıp alaylı alaylı güldü.

“Diğerlerinin aileleri de benim gibi şoktaydı. Oğullarının böyle bir şey yapacağına inanamıyorlardı. Onları Noah’ın kışkırttığını düşünüyorlardı. Kötü olan Noah’dı. Babası olmayan bir çocuktan fazlasını bekleyemezlermiş zaten. “Đçlerinde en küçüğünün Noah olması onları ilgilendirmiyordu. Babasız olduğu için onu suçluyorlardı. Ayrıca ben de mesleğimle, insanların aileleriyle o kadar meşgulmüşüm ki kendi aileme ayıracak zamanım yokmuş.” Dışarıda yağan kar şiddetlenmişti artık. Ön cam neredeyse buzla kaplandığı için artık dışarısı gözükmüyordu. “Đşin en kötü tarafı neydi biliyor musun? Ben de onlara hak veriyordum. Bir yerlerde bir hata yaptığım doğruydu. Ve tek düşünebildiğim ise işleri nasıl tekrar yoluna koyacağımdı.”  “Buraya taşındın.” “Bir mucize arıyordum. Sihirli bir çözüm. Birbirimizden nefret eder bir hale gelmiştik. Ne yaptığını, nerelere gittiğini kontrol edemiyordum ve en kötüsü de arkadaşlarını seçemiyordum. Nereye doğru gittiğini görebiliyordum; bir hırsızlık daha, bir tutuklanma daha bir aile terapisti daha…” Susarak derin bir nefes aldı. “Sonra Tranquility’yi keşfettik.” “Ne zaman?” “Geçen bahar bir hafta sonu. Bir yılı biraz geçti.

Turistlerin çoğu gitmişti, ama havalar hâlâ güzeldi. Noah ve ben Göl kenarında bir köşk kiraladık. Her sabah uyandığımda duyduğum tek ses kuşların ötüşü olurdu. Büyülenmiştim. O hafta sonunun en sevdiğim tarafı tam bir huzur yakalamış olmamdı. Hatta birlikte eğlenmeye bile başlamıştık. O andan sonra artık Baltimore’da yaşamayacağımıza karar verdim.” Clarie kafasını salladı. “Beni iyi yakaladın Lincoln. Ben de problemlerinden kurtulmak için buraya kaçan o yabancılardanım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Sadece artık orada kalamayacağımı biliyordum.” “Peki ya şimdi?” diye sordu Lincoln. “Artık burada da kalamam.” “Karar vermek için çok erken Clarie. Burada yeterince kalmadın daha.” “Dokuz aydır bekliyorum. Bütün bir yaz ve son bahar odamda oturup hasta bekledim. Bana gelenlerin neredeyse hepsi turistti. Burkulmuş ayak veya mide ağrısı olan yazlıkçılar. Yaz bitince hepsi evlerine döndü ve hastalarımdan ne kadar azının bu kasaba sakinlerinden olduğunu fark ettim. Yeterince beklersem sonunda bana güveneceklerini düşünüyordum. Belki bir hatta iki yıl daha. Ama bu akşamdan soma artık o şansım da kalmadı. Ben o toplantıda söylemem gerekeni söyledim ve insanlar bundan hoşlanmadı. Artık bana düşen, toplanıp taşınmak. Umarım Baltimore’a dönmek için de geç kalmamışımdır.” “Bu kadar kolay mu pes ediyorsun?” Bunu onu kızdırmak ve motive etmek için söylediğini biliyordu, ama yine de sinirlenmeden edemedi. “Bu kadar kolay!” “Sana saldıran tüm kasaba değildi ki.

Sadece bir iki aptal insandı. Düşündüğünden daha çok destekçin var.” “Neredeler peki? Neden toplantıda beni desteklemediler? Arkamda olan tek kişi sendin.” “Bazılarının kafası karışmıştı sanırım. Belki de korkuyorlardı.” “Eminim öyledir.”

“Burası küçük bir kasaba Clarie. Đnsanlar birbirlerini tanıdıklarını düşünüyorlar, ama işin aslı öyle değil. Herkes sırlarını kendine saklıyor. Kendi özel sınırlarımızı çiziyor ve başkalarının içeri girmelerini engelliyoruz. Bir kasaba toplantısında konuşmak, kendini diğerlerine açmak demektir. Eminim çoğu sana katıldığı halde bir şey söylemedi.” “Bütün bu sessiz destek geçimimi sağlamama yardımcı olmuyor ama.” “Doğru, olmuyor.” “Artık herhangi birinin benim muayenehaneme geleceğinin garantisi yok.” “Var demek kumar olurdu herhalde.” “O halde neden burada kalayım. Bana bir tek neden göster.” “Çünkü ben gitmeni istemiyorum.” Bu Clarie’nin beklediği bir cevap değildi. Lincoln’un gözlerine bakarak ne demek istediğini anlamaya çalıştı. “Bu kasabanın senin gibi birine ihtiyacı var. Ortaya çıkıp işleri karıştıran birine. Kendimize sormaya cesaret edemeyeceğimiz şeyleri soran birine.

Seni kaybetmek bir kayıp olur Clarie. Seni kaybetmek hepimiz için bir kayıp olur.” “Yani kasabanın iyiliği adına konuşuyorsun.” “Evet,” dedi Lincoln ve ardından usulca ekledi; “Ve de kendi adıma.” “Ne demek istediğini anladığımdan emin değilim.”  “Ben de ne demek istediğimi tam bilmiyorum. Neden böyle konuştuğumu da bilmiyorum.” Lincoln birden kapıyı açmak için kapı koluna uzandı. Clarie eğilerek onun koluna dokundu. Lincoln hiç hareket etmiyordu. “Benden hoşlanmadığını sanıyordum,” dedi Clarie. Lincoln ona şaşkın şaşkın baktı. “Öyle bir izlenim mi verdim sana?” “Söylediğin bir şey değildi.” “Ya neydi peki?” “Bana kişisel hiçbir şey sormazdın. Sanki benim de sormamı istemiyormuş gibi bir halin vardı. Aslında buna pek de o kadar şaşırmamıştım çünkü burada işlerin böyle yürüdüğünü anlamıştım. Diğerleri gibi sen de kendini saklıyordun sadece. Ama birbirimizi tanımaya, bazı zorluklara karşı birlikte mücadele etmeye başladıktan sonra dahi o duvarı aramızda tutmaya devam ettin. Ve ben de belki de sorun yabancı olmam değildir diye düşünmeye başladım, belki de gerçek sorun benimdir. Belki de sevmediği benimdir diye düşündüm.” “Evet, gerçek sorun sendin Clarie.” Clarie durakladı. “Anlıyorum.” “Aramızda bir duvar olmazsa neler olabileceğini biliyordum çünkü.” Lincoln omuzlarının ağırlaştığını hissediyordu. Sanki mutsuzluğunun tüm yükünü onlar çekiyorlardı. “Bir insan her şeye alışır. Eğer yeteri kadar uzun bir süre olmuşsa mutsuzluğa bile alışır.

Doreen’le çok uzun bir süredir evliyim ve sanırım işlerin hep böyle gideceğini kabullenmiştim artık. Zamanında yanlış bir karar verdim, onun sorumluluğunu yerine getirmek zorundaydım.” “Tek bir hatanın hayatını mahvetmesine izin veremezsin.”

“Eğer olayda incinecek başka bir kişi daha varsa, sadece kendini düşünüp, bencilce hareket etmek o kadar kolay olmuyor. Aslında bir şey yapmayıp işlerin aynı şekilde devam etmesini sağlamak daha kolay. Sadece bir katman daha hissizlik.” Lincoln susmuştu. Clarie cam sileceklerini çalıştırdı. Sokak bir an göründükten sonra hızla yağan karın camı örtmeye başlamasıyla görüntü kayboldu. “Eğer sana soğuk davrandıysam özür dilerim Clarie, ama inan öyle davranabilmek için kendimi çok zorlamam gerekti.” Tekrar kapıya uzandı. Clarie bir kere daha dokundu koluna. Adam dönüp Clarie’ye baktı, gözleri buluştu. Bu sefer ikisi de gözlerini kaçırmamıştı. Gözlerini kırpmadan birbirlerine baktılar. Lincoln, Clarie’nin yüzünü ellerinin arasına alarak dudaklarını öptü. Clarie, adamın gerilemesene, veya hareketinden dolayı pişmanlık duymaya başlamasına fırsat vermeden ona doğru uzandı. Adamın dudakları, ağzının tadı Clarie’ye yeni ve çok farklı geldi.

Bir yabancının dudakları. Çok uzun zamandır kendini dizginlemeye çalışmış, ama şu anda onun için yanan bir adamın öpücüğü. Clarie de aynı duyguların içindeydi. Lincoln onu kendine doğru çektiğinde yanaklarındaki yanma tüm vücuduna dağılmıştı. Adam, kollarındakinin gerçekten Clarie olup olmadığından emin olmak istermiş gibi birkaç kere onun adını fısıldadı. Birden camlarla kaplı ön camdan yansıyan araba farlarını fark ettiler. Birbirlerinden ayrılarak kendilerine doğru gelen ayak seslerini dinlediler. Suç işlemiş çocuklar gibi sessiz sessiz oturuyorlardı. Biri Lincoln’un oturduğu camı tıklattı. Lincoln camı açtığında memur Mark Dolan’ı gördüler. Bir Clarie’ye bir de Lincoln’a baktıktan sonra “Ah,” dedi. Okyanuslar derinliğinde bir anlam içeren tek bir kelime. “Şeyy… eee, ben motorun çalıştığını gördüm de gelip her şey yolunda mı diye bir bakayım dedim,” diye geveledi. “Bilirsiniz, karbon monoksit zehirlenmesi falan…” “Her şey yolunda Mark,” dedi Lincoln. “Evet. Tamam,” dedi Mark camdan uzaklaşarak. “Đyi geceler Lincoln.” “Đyi geceler.” Dolan gittikten sonra ikisi bir süre konuşmadan oturdu.

Bir süre sonra konuşan Lincoln oldu. “Yarın herkes bunu konuşuyor olacak,” dedi. “Biliyorum. Üzgünüm.” “Ben değilim,” Lincoln bir yandan kapıyı açarak aşağı inerken gülmeye başladı. “Doğrusunu istersen Clarie, zerre kadar umurumda değil. Hayatımda her şeyin kötü gidiyor olması bir halk sorunu olmuştu neredeyse. Hayatımda artık iyi bir şeyler oluyorsa bunu da bilmeye hakları var galiba.” Gülüştüler. Lincoln uzaklaşırken tekrar arkasını döndü ve bir birlerine el salladılar. Lincoln, az ilerde park etmiş olan Mark Dolan’ın arabasına doğru ilerleyerek onunla bir şeyler konuştu. Clarie arabasını evine doğru sürmeye başladığında birden Mitchell Groome’un, Damaris Horne’un köstebeği hakkında söylediği sözleri hatırladı. Siyah saçlı, orta boylu, gece devriyesi. Mark Dolan, diye düşündü.

Tess Gerritsen’in – Kan Gölü (362 Sayfa) adlı e-kitap dosyasını,  PDF formatında indirerek okuyabilirsiniz.


Tess Gerritsen Foto ve Görselleri:


Başka sitelerdeki gibi, aslında reklam sayfasına giden sahte linklerle ya da

“PDF indir” yazan ama hiçbir link vermeyen sitelerle uğraşmak istemiyorsanız,

ekitabı bizden indirin.

İndireceğiniz e kitabın kalitesini yukarıdaki örnek sayfalardan  kontrol edebilirsiniz.

(Link ve açıklama sayfanın en altındadır)


İndirme linkleri:

Not:
  • Android tabanlı telefon ve tabletlerde .rar dosyasını açmak için ES File Explorer vb. bir app. indirip kurmanız gerekir.
  • Daha sonra Epub Reader yada PDF Reader benzeri bir app. ile Epub yada PDF formatındaki ekitabı okuyabilirsiniz.

PDF dosyasını internet tarayıcınızdan direkt okumak için :


 


PDF + EPUB Rar Paketi linkleri:





NOT:

Google Drive, mail.ru ve Yandex Disk linklerine tıkladıktan sonra 5 sn bekleyip “Reklamı Geç“e tıklayınız.