Stefan Zweig – Satranç – PDF EPUB e-kitap indir

Stefan Zweig – Satranç

PDF ekitap / EPUB e-kitap indir


Stefan Zweig, kapsamlı ruhsal deneyimini, yapıtlarında tümüyle kullanmış ender kalem erbaplarındandır.
Onun gezegenimiz  edebiyatında bir biyografi kalem erbabı  olarak elde ettiği haklı şöhretin esasında bu niteliği , başka bir deyişle,  kalem erbablığının beraberinde, çok yetenekli bir ruh bilimci olması yatar.
Satranç, Zweig’ın ruhsal birikimini tümüyle işleme aldığı bir hikayedir ve bu hikayenin baş kahramanları, büsbütün  kalem erbabının öz geçmişlerinde mercek altına aldığı insanları işleyiş biçimiyle sunulmuştur.
Zweig ebedi uykuya yatmadan hemen önce bitirdiği birkaç düzyazı tekstten bir tanesi olan Satranç’ı yazdığı esnada, zevcesi Lotte Zweig ile beraber taşındığı Brezilya’da hayatını sürdürmekteydi.
Satranç’ta da, vaka yeri olarak New York şehrinden Buenos Aires vilayetine gitmekte olan bir yolcu taşıyan deniz taşıtını seçmiştir.
 Bu gemide külliyen  tesadüf  sonucu rastlaşan 3 şahıs : Yeni yeryüzü  satranç birincisi Mirko Czentovic, standart bir satranç oyuncusu olan hikayeyi aktaran kişi ve bir zamanlar çok becerikli  bir satranç oyuncusu olan, gelgelelim hayli zamandır satrançtan kopmuş bulunan Dr. B. , hikayenin baş aktörleridir.

Satranç ‘dan bir bölüm:

Gece Yarısı, Buenos Aires’teki New York’tan gelen büyük yolcu feribotlarında, her zamanki koşuşturmayı bilenler vardı. Son seferinde, siyah tek telgraf, çocuklara eğimli arkadaşlarına koşuyordu. Yukarıda, çocukları merakla oynarken, huzursuz olup merdivenlerden aşağı bakan vardı. Feribot Orkestrası köprüde yüzerken, çalışanlar ve yayalar da salonlarda, yük bagaj ve çiçekler ise çığlıkla bazı isimler taktıktan sonra yoluna gitti. Bunun ötesinde biraz şaşkınlık duydum ki, güvertesindeki manşet göstergesi için yanımızda iki veya üç kez güçlü bir yıldırım düştüğünü biliyorum; Tam başlamadan önce, gazeteciler onu sorguya çekecekti. Bir ünlü tuttu ve görünüşe göre fotoğraf çekti. Arkadaşım bu taraftan baktı ve gülümsedi. “Topraksız ağlarda bulunan nadir bir kuş olan Czentovic. “Onun gözleriyle bu açıklamayı anlamadı” diye ekledi: “Mirko Czentovic, dünya satranç şampiyonu, o doğudan batıya turnuvanın, Amerikan kilisesinde tüm bucak geçti. Şimdi yeni zaferler kazanmak için Arjantin’e gider.”

Stefan Zweig –  Satranç  adlı ekitap dosyasını, Epub ve PDF formatında ücretsiz indirebilirsiniz.

İndirme linkleri:

Not:
  • Android tabanlı telefon ve tabletlerde .rar dosyasını açmak için ES File Explorer vb. bir app. indirip kurmanız gerekir.
  • Daha sonra Epub Reader yada PDF Reader benzeri bir app. ile Epub yada PDF formatındaki ekitabı okuyabilirsiniz.

PDF dosyasını internet tarayıcınızdan direkt okumak için :


 


PDF + EPUB Rar Paketi linkleri:





NOT:

Turbobit, Google Drive, mail.ru ve Yandex Disk linklerine tıkladıktan sonra 5 sn bekleyip “Reklamı Geç“e tıklayınız.


Kitap tavsiyesi:

David Baldacci – Umuda Uyandığım Gün

“Dost canlısı insanlar,” dedi Mikki babasıyla birlikte sokakta ilerlerken.
“Güneyli misafirperverliği diyorlar buna. Dönmeden önce birlikte öğlen yemeği yiyelim mi?”
“Baba, böyle yapmana…”
“Sadece yemek yiyeceğiz, Mikki. Bana yardımcı ol biraz, olur mu?”
“Tamam,” dedi Mikki sıkılmışçasına.
Köşeyi döndüklerinde yoldayken neredeyse kaza yapmalarına sebep olan Mercedes’in sokağa girdiğini gördüler. Arabayı süren kız bas bas çalan müziğe kafa sallıyordu. Yanında aynı adam vardı.
Mikki, “Hey!” diye bağırdı.
“Mik,” dedi babası uyarır gibi.
Ama Mikki çoktan sokağın ortasına geçmiş arabaya durması için el sallıyordu. Kız arabanın frenlerine asıldı, “Ne yaptığını sanıyorsun sen?” diye söylendi.
“Önce şu müzik olduğunu sandığın berbat sesi kapat,” dedi Mikki.
Kızın suratı bozuldu, yanındaki adam düğmeye basıp müziği kapattı.
“Bir saat kadar önce önümüze kırdın ve neredeyse senin yüzünden kaza yapıyorduk.”
Kız gülerek, “Saçının gerçek rengi bu mu, yoksa biri üzerine mi kustu?”
Yanındaki adam yüzünü ekşitti. “Tiff, kes şunu.”
Kız, Mikki’ye küçümseyici bir bakış atıp dalga geçer gibi güldü. “Tamam, her neyse. Hey, şekerim şimdi çekil git de başka yerde oyna.” Gaza basarak hızla uzaklaştı.
“Ucubeler,” diye bağırdı Mikki arkalarından. Babasına baktı. “Aman da ne misafirperverlermiş.”
Birkaç dakika sonra yoldaki tabelayı görünce Mikki’nin yüzü parladı. “Tamam, yemek yiyeceğimiz yeri bulduk.” Jack kızının işaret ettiği yere baktı.
Jack’in okuduğu tabelada, “Little Bit of love Bar and Grilif yazıyordu. “Orayı neden seçtin?”
“Hadi baba. Düşündüğüm gibi bir yerse süper.” Hemen içeri girdi. Jack de onu takip etti. İçeride üzeri kırmızı, vinil malzemeyle kaplı retro masa ile san vinil kaplı sandalyeler vardı. Yer siyah ve beyaz kare karolarla desen desen döşenmişti. Duvarlar ünlü rock’ın roll gruplarının posterleriyle bezenmişti. Duvarların biri boyunca uzanan barın arkasında vitrin şeklinde düzenlenmiş akustik, bass ve elektro gitarlarla, gerçek grup üyelerinin giyindiği çeşitli kostümler sergileniyordu.

Bir başka duvarda ünlü rock şarkılarının sözlerinin yazdığı baskılar vardı.
Mikki Güney Carolina’da küçük bir sahil kasabasında altın madeni bulmuş gibiydi. “Biliyordum. Süper.”
Masaların çoğu doluydu. Bar çok iyi iş yapıyordu. Kot pantolonla tişörtler giymiş garson kız ve erkekler mutfaktan masalara tepsilerle yiyecek ve içecekler taşıyordu. Bir başka duvarda eski moda pinball makineleri vardı.
Jack’in yaşlarında bir kadın yanlarına geldi.
“İki kişilik masa ayarlamamı ister misiniz?” diye sordu kadın.
Jack kadına bakarken daldığını fark etti. Kadın uzun ve zarifti. Siyah saçları uzun boynunun etrafında kıvrılmıştı. Gözleri açık maviydi, gülümsediğinde Jack kendiliğinden gülümsediğini hissetti.
“Şey, evet,” dedi Jack hemen. “Teşekkürler.”
Kadın onları masalarına geçirip birer menü verdi.
“Ne içersiniz?”
İçecek siparişlerini verdiler. Kadın not aldı, “Sizleri burada daha önce görmemiştim,” dedi.
Jack kendini ve Mikki’yi tanıttı.
“Ben, Jenna Fontaine,” dedi. “Bu tuğla yığını benim.”
“Barın adını görür görmez anlamıştım,” dedi Mikki.
Jack ona baktı. “Nasıl yani?”
Jenna ile Mikki birbirlerine bakıp gülümsediler. “Def Leppard, yanılıyor muyum?”
“Rock şarkılarından anlıyorsun”