Stefan Zweig – Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu – PDF EPUB e-kitap indir

Stefan Zweig – Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

PDF ekitap / EPUB e-kitap indir

Stefan Zweig, “Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu” ismini taşıyan ayrıntılı hikayesini, Bin Dokuz Yüz Yirmili yılların 1. yarısında yazdı. Almanca orijinal ismi “Brief einer Unbekannten” olarak geçer.
“Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu”nun bayan  kahramanını yalnızca  derinlemesine  bir mektubun muharriri olarak biliyoruz.
Bayanın yaşamı süresince gönül vermiş olduğu adam için yazdığı bu mektubun “gönderen”i belli değildir. Mektubun başlangıcında tek bir seslenme bulunur : “Sana, beni asla tanımamış olan sana”.
Bayan, bu önemli  ihtirasını her zaman bir “bilinmeyen” olarak, başka bir deyişle, yalnız başına  tecrübe etmeyi kabullenmiştir, bu sevda  hikayesinde “taraflar” değil, yalnızca  bir tek “taraf” bulunur.
 Böylesine, hakiki anlamda amor  denilebilir mi? Zweig okuyucusunu, bir kez daha, adem evladı  ruhsal olarak nadir görülen bir yolculuğa çağırıyor. Bu yeni seyahatin nihayetinde  “mutlak sevda ” kavramının bugüne değin meçhul olan kıyılarına varmayı hedeflemiş olması da olası!

 

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu ‘den bir bölüm:

Garip ve endişeli bir kadın aceleyle dışarı çıktı, yaklaşık iki düzine sayfa alındı, mektub bir günah keçisi gibi görünüyordu. R. hala eli olmadan, zarfı bilmiyordu, yüreğine açıklayıcı bir mektup bırakarak. Ancak zarf boştu ve gönderenin yanı sıra kağıtların hiçbir adresi ya da imzası yoktu. Garip düşündü ve mektubu aldı. “Beni hiç tanımayan sizin için”, adres, başlık yerine yazılmıştı. R. şaşkındı: onun için miydi, yalnızca bir rüya adamı yazılmıştı? Aniden merak uyandı. Ve okumaya başladı: Çocuğum dün öldü – üç gün üç gece, bu küçük pamuğun ömrü boyunca savaştım, yatağın yanında kırk saat oturdum, fakir cesedine ateş yakan grip sıcak, dengeli. Yanan kaşına canlandırıcı şeyler koydum, gece gündüz sinirli ellerini küçük ellerle tuttum. Üçüncü akşam çöktü. Fark etmeden önce gözlerim tükendi. Üç ya da dört saat boyunca zor bir sandalyede yattım ve bu arada, ölüm beni aldı. Zavallı, fakir oğlum şimdi, o darp yatağında, öldüğünde olduğu gibi, yine tamamen yalan söylüyor; gözlerini, akıllı gözlerini, siyah gözlerini, ellerini beyaz gecede kapadılar ve yatağın dört köşesinde dört uzun yanmış mumlar kapadılar. Oraya bakmaya cesaret edemiyorum, cesaretim yok çünkü mırıldanan mumlar, oğlumun yüzü ve gölgeleri kapalı ağız yoluyla hızla süpürüyor.

 

Stefan Zweig – Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu adlı ekitap dosyasını, Epub ve PDF formatında ücretsiz indirebilirsiniz.

İndirme linkleri:

Not:
  • Android tabanlı telefon ve tabletlerde .rar dosyasını açmak için ES File Explorer vb. bir app. indirip kurmanız gerekir.
  • Daha sonra Epub Reader yada PDF Reader benzeri bir app. ile Epub yada PDF formatındaki ekitabı okuyabilirsiniz.

Bilinmeyen bir kadının mektubu PDF dosyasını internet tarayıcınızdan direkt okumak için :


 

 


PDF + EPUB Rar Paketi linkleri:

 





NOT:

Turbobit, Google Drive, mail.ru ve Yandex Disk linklerine tıkladıktan sonra 5 sn bekleyip “Reklamı Geç“e tıklayınız.


Kitaptan bir bölüm

Ve oynamaya karar verdi. Genç adama, eşlik etmesine gerek 14 olmadığını söyledi. Çok zaman yitirebilirdi… Fakat bu ikinci
cümleden “Evet” demek istediği belli oluyordu.
Genç adam karşısındaki kadının ne demek istediğini kavradı ve yanına iyice sokuldu.
Az sonra çene çalmaya başlamışlard ı bile.
Genç üniversite öğrencisi hoş sohbetti. Liseyi geride bırakalı çok olmamıştı. O yıllardaki küstahlığını yeni yaşamına ta-
şımış sayılırdı. Başından pek bir şey geçmemişti, deneyimi de yok gibiydi. Genç insanların çoğu kez özlemini çektiği o maceraları yaşamamıştı. Çünkü bu gibi maceralar için gerekli olan
atılganlık kendisinde yoktu. Onun aşkları özlemden öteye gidememiş, şiirlerle düşlerde kaybolup sona ermişti…
Kad ın yeni davranışlarına hayret etti. Bir anda çenebazın biri olmuştu. Hiç aklına gelmeyecek konulardan söz ediyordu.
Hatta hiç farkında olmadan, en az beş yıldır ağzına almadığı Viyana lehçesiyle konuşmaya başlamıştı. Sanki son beş yılın o
şık kibar ve şatafatlı yaşamı hiç iz bırakmadan geride kalmıştı. O yine, Prater i ve büyüsünü seven, hayata aç, cılız bir kenar
mahalle kızı oluvermişti.
Hiç farkında olmadan kaynayan insanlar kalabalığından kopmuşlar, göz alabildiğine uzanan, ilkyaz dolu Prater çayırlarına girmişlerdi.
Asırlık, kalın dallı kestane ağaçları yeşillerin ortasından birer dev gibi yükseliyordu. Çiçekler taşan dallar hafif rüzgârda
ağır ağır sallanarak birbirlerine dokunuyor, âşıkların fısıldaşmasını andıran sesler çıkarıyorlardı. Ağaçlardan beyaz tozlar,
incecik kar taneleri gibi, rengârenk çiçeklerle kaplı koyu yeşil çayırlara dökülüyordu.

Gökyüzü masmavi ve pıl pırıl, ağaçların üzerini bir safir gibi örtüyordu. G üneş de
altınlarını
, yaratılmışların en mükemmelinin, en eşsizinin, en ölümsüzünün üzerine saçıyordu... Prater ilkyazının.
Prater’
de ilkyaz!
Bu s
öz havada uçuşuyordu. Her insan onun inanılmaz büyüsünü çevresinde yaşıyor, tomurcuğunun sayısız çiçekler aç
tığını ruhunda hissediyordu. Kol kola girmiş sevgililer sınırsız, göz alabildiğine uzanan çayırlarda mutlu geziniyordu. Bu duyguları henüz tanımayan çocuklar ise hoplayıp sıçrıyor, bağrışı-
yor, attıkları neşeli çığlıklar ta ötelere uzanıyor, rüzgârda ve ormanın derinliklerinde kaybolup gidiyordu. İki insan, her şeyin bir büyü gibi yavaş yavaş ruhlarını sarıp sarmaladığıfark etmemişti. Şaka dolu konuşmaları az sonra içten bir samimiyete dönüşmüş. Sanki beklenmeyen, fakat geldiğine sevinilen bir misafirdiÇok yakınlaşmışlard ı birbirlerine. Genç bu çekici, heyecanlı ve neşeli kadına hayran olmuştu. Sanki kıyafet değiştirmiş bir prenses çıkmışkarşısına.
Yanındaki kadın da bu taptaze, dinç erkekten hoşlanmış gibiydi. Az önce onunla oynamaya başlamış olduğu komedi şimdi ciddileşiyor gibiydi. Üzerine geçirdiği eski günlerin giysisi ile genç kızlığındaki duyguları da ruhunu kaplıyordu. Birdenbire içi arzuyla doldu, ilk aşkın mutluluğunu özlediHer şeyi bir daha, yepyeni yaşamak istiyordu.
Yanındaki gen
ç sessizce koluna girdi, kad ın karşı kovmad ı. Onun sıcak nefesini saçlarında hissetti. Anlattığı binlerce
şeyi dinledi; çocukluğunu, başından geçen ilginç şeyleri, adının Hans olduğunu, üniversiteye gittiğini ve ondan çok ama çok hoşlandığı


 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code