Markus Zusak – Hiç Kimse Sıradan Değildir – Pdf Oku indir

Markus Zusak Kitapları

Hiç Kimse Sıradan Değildir (Macera, Roman)

Ücresiz PDF E kitap / E kitap indir / Oku

KİTABIN BAZI SAYFALARI

“Gördün mü?” diye devam ettim ve daha güçlü, daha zorlayıcı bir sesle tekrarladım: “Gördün mü? Bu sadece arabanın gerçekten ne kadar berbat olduğunu gösteriyor.” Biraz düşünmesine izin vermek için duraksadım. “Biraz düzgün bir araba olsa, bu herif şimdiye kadar kaçmış olurdu, değil mi?”“Gördün mü?” diye devam ettim ve daha güçlü, daha zorlayıcı bir sesle tekrarladım: “Gördün mü? Bu sadece arabanın gerçekten ne kadar berbat olduğunu gösteriyor.” Biraz düşünmesine izin vermek için duraksadım.

“Biraz düzgün bir araba olsa, bu herif şimdiye kadar kaçmış olurdu, değil mi?”Marv sonunda itiraf etti. “Sanırım öyle.”Sırf arabasının bu kadar işe yaramaz olduğunun anlaşılmaması için adamın kaçmış olmasını tercih edeceğini söylemek zordu.Arabanın koltuklarında ve asfaltın üzerinde cam parçalan vardı. Hangisinin daha paramparça olduğuna karar vermeye çalıştım; pencere mi, yoksa Marv’ın yüzü mü?“Hey,” dedim, “pencere için üzgünüm, tamam mı?”“Unut gitsin,” dedi Marv.Silah elimde yapış yapış olmuştu ve sıcaktı; bir parça erimiş çikolata gibi.

Başka polisler de gelerek sorular sordu.Karakola gittik. Bize soygunu, neler olduğunu ve silahı nasıl ele geçirdiğimi sordular.“Yani öylece düşürdü mü?”“Öyle olduğunu söyledim, değil mi?”“Bak, evlat,” dedi polis. Başını kâğıtlardan kaldırdı. “Huysuzluk etmene gerek yok.” Aklaşmaya başlamış bıyıkları ve bira göbeği vardı. Polislerin çoğu neden bıyık bırakırdı ki?“Huysuzluk mu?” diye sordum.“Evet, huysuzluk.”Huysuzluk.Nedense bu kelimeden hoşlanmıştım.“Özür dilerim,” dedim. “Kaçarken silahım düşürdü, ben de peşinden koşarken silahı aldım. Hepsi bu. Adam sefilin tekiydi, tamam mı?”“Tamam.”Bir süre sessiz kaldık. Bira göbekli polis memurunun huzursuz olduğu tek an, Marv’m arabası için tazminat istediği zamandı.“Mavi Falcon mı?” diye sordu polis.“Evet, o.”“Açıkçası, evlat, o araba kesinlikle bir utanç kaynağı.” “Sana söylemiştim,” dedim.“Tanrı aşkına, el freni bile yok.”“Eee?”“Yani sana ceza kesmediğimiz için şanslısın; trafiğe çıkmaması gereken bir araç.”“Çok teşekkürler.”Polis gülümsedi. “Benim için zevkti.”“Ve size bir tavsiyede bulunayım.”Polisin sözünü bitirmediğini fark ettiğimizde neredeyse kapıdan çıkmıştık. Bizi geri çağırdı, en azından Marv’ı. “Evet?” dedi Marv.“Neden yeni bir araba almıyorsun, evlat.”Marv adama ciddi bir ifadeyle baktı.

“Özel nedenleri  var.”“Ne, paran mı yok?”“Ah, param var. Çalışıyorum.” Marv neredeyse kibirli davranıyordu. “Sadece başka önceliklerim var.” Öyle bir araba kullanan birinin yapabileceği kadar gururla gülümsedi. “O… ve… arabamı seviyorum.”“Pekâlâ,” dedi polis. “Hoşça kal.”“Önceliklerin nelermiş?” diye sordum, kapının diğer tarafında Marv’a dönerek.Marv ileri baktı.“Kapa çeneni, Ed,” dedi. “Çoğu kişi için bir kahraman olabilirsin ama benim gözümde arabamın penceresine kurşun sıkan pis bir serserisin sadece.”“Bedelini ödememi ister misin?”Marv yine gülümsedi. “Hayır.”Açıkçası bu rahatlatıcıydı. O Falcon için bir sent bile harcamaktansa ölmeyi tercih ederdim.Karakoldan çıktığımızda, Audrey ve Ritchie bizi bekliyorlardı ama yalnız değillerdi.

Yanlarında gazeteciler de vardı ve bir sürü fotoğraf çekiliyor, flaşlar peş peşe patlıyordu.“Bu o!” diye bağırdı biri ve ben daha itiraz edemeden, herkes önüme dikilerek sorular sormaya başladı. Elimden geldiğince hızlı cevaplar vererek olanları açıklamaya çalıştım. Yaşadığım yer küçük değildi ve etrafımda ertesi güne haber veya makale hazırlamaya çalışan radyo, televizyon ve gazete mensupları vardı.Başlıkları hayal edebiliyordum.“Taksi şoförü kahraman oldu” gibi bir şey hoş olurdu ama muhtemelen “Yerel kaldırım mühendisi iyilik yaptı” gibi şeyler yazacaklardı. Marv buna kesinlikle çok gülerdi.Yaklaşık on dakika soru yağmuruna tutulduktan sonra kalabalık dağıldı ve aracımızı park ettiğimiz yere döndük.

Falcon’ın ön cam sileceğinin altına güzel, büyük bir makbuz sıkıştırılmıştı.“Alçaklar,” dedi Audrey, Marv makbuzu alıp okurken. Bankaya gitmemizin nedeni Marv’ın maaş çekini bozdurmak istemesiydi. Şimdi onunla cezayı ödeyebilirdi.Binebilmek için koltukların üzerindeki cam parçalarını temizledik. Marv kontağı sekiz kez çevirdi ama motor çalışmadı.“Harika,” dedi.“Tipik,” diye karşılık verdi Ritchie.Audrey ve ben bir şey söylemedik.Audrey direksiyona geçerken üç arkadaş arabayı ittik. En yakın yer olduğu için benim evime gittik.Birkaç gün sonra ilk mesajı aldım.Bu her şeyi değiştirdi.

seks matematik gibi olmalı: hayatıma girişSize biraz hayatımdan söz edeyim.Haftada en az birkaç gece kâğıt oynarım.Yaptığımız şey budur.Pek zor olmayan ve çok fâzla tartışmadan zevk aldığımız tek oyun olan Baş Belası adında bir oyun oynuyoruz.Marv orada oturur, hiç susmaz. Puro içmeye ve her şeyden zevk almaya çalışır.Ritchie her zaman sessizdir ve kolunda gülünç bir dövmesi vardır. Oyunun başından sonuna kadar birasını yudumlar ve çocuksu yüzüne yapıştırılmış gibi duran kirli sakallarıyla oynar.Ve bir de Audrey var. Nerede oynarsak oynayalım, Audrey daima karşımda oturur. Sarı saçlı, ince bacaklı, dünyanın en güzel çarpık gülümsemesine ve güzel kalçalarına sahip olan Audrey, bir sürü film izler. O da taksi şoförüdür.Ve bir de ben.

Derek adında saçları dökülen işadamından tavsiyeler alırken ve cuma geceleri taksime kusabilecek veya para ödemeden sıvışabilecek sarhoşlara dikkat ederken, her yerde başarılı insanlar olduğunu biliyordum. Aslında taksi şoförlüğünü denemem Audrey’nin fikriydi. Yıllardır ona âşık olduğum için beni ikna etmesi pek zor olmamıştı. Bu varoştan hiç ayrılmamıştım. Üniversiteye gitmemiştim. Audrey’ye gitmiştim.Sürekli kendime soruyordum: “Peki, Ed, on dokuz yılda gerçekten ne başardın?” Cevabı basitti;Koca bir hiç!

Bundan birkaç kişiye söz etmiştim ama hepsinin yaptı, ğı tek şey, bana başımı içeri çekmemi söylemekti. Marv benim birinci sınıf bir mızmız olduğumu söylüyordu. Audrey yirmi yaşın orta yaş krizi için çok erken olduğunu söylemişti. Ritchie bana yabancı dil konuşmuşum gibi bakmıştı. Anneme bahsettiğimde, “Ah, çığlık atsana, Ed,” demişti. Anneme bayılırsınız, bana güvenin.Kirası ucuz, köhne bir evde oturuyordum. Taşındıktan kısa süre sonra, emlakçı ev sahibimin aynı zamanda patronum olduğunu söylemişti. Patronum, çalıştığım taksi firmasının gururlu kurucusu ve yöneticisiydi: Boş Taksiler. Güvenilmez bir şirket olduğunu söyleyebilirim. Audrey ve ben, yaşımızın yeterince büyük olduğuna ve şoförlük lisansımız bulunduğuna onları inandırmakta hiç zorlanmamıştık.

Doğum belgende birkaç sayıyla oyna, lisans gibi görünen bir şey göster ve tamam. Personel sıkıntısı çektikleri için bir hafta içinde çalışmaya başlamıştık. Referanslarımız kontrol edilmemişti. Hiçbir sorun çıkmamıştı. Hilekârlık ve yalanla insanın neler başarabildiğini görmek şaşırtıcıydı. Raskolnikov’un bir defasında dediği gibi: “Sağduyu etkisiz kaldığında şeytan yardıma koşar!” Başka bir şey değilse bile, bu bölgedeki En Genç Taksi Şoförü unvanını kazanabilirdim; taksi kullanan bir dâhi. Bu, hayatımı biçimlendiren bir tür antibaşarıydı. Audrey benden birkaç ay büyüktü.Oturduğum ev kasabaya oldukça yakındı ve taksiyi eve götürmeme izin yoktu. İşle ev arası yürüme mesafesi uzundu.
Tabii Marv beni işe götürmezse. Kendi arabam olmamasının nedeni, gece gündüz insanları sürekli bir yerlere götürmemdi. Boş zamanımda istediğim en son şey araba kullanmaktı.Yaşadığımız kasaba son derece sıradandı. Şehrin sınırlarının dışındaydı ve hem iyi hem de kötü yerleri vardı. Benim kötü yerlerden geldiğimi duymak sizi şaşırtmaz eminim.

Ailem kasabanın kuzey ucunda, herkesin kötü sırlarının olduğu bir yerdendi. Burada bir sürü hamile ergen, işsiz ve işe yaramaz babalar ve benimki gibi sigara ve içki içip çirkin çizmelerle dolaşan anneler vardı. Büyüdüğüm ev tam bir çöplüktü ama kardeşim Tommy okulu bitirip üniversiteye gidene kadar onlarla kalmıştım. Bazen ben de aynı şeyi yapabileceğimi düşünüyordum ama fazlasıyla tembeldim. Matematik veya diğer derslerle ilgilenmem gerekiyordu ama ben sürekli kitap okuyordum. Belki bir mesleğim olabilirdi ama buralarda özellikle benim gibileri çırak olarak almazlardı. Daha önce sözünü ettiğim tembelliğim yüzünden okulda başarılı değildim; sürekli okumam nedeniyle İngilizce dışında. Babam bütün paramızı içkiye yatırdığından, okulum bitince ben doğruca işe gidiyordum.

Utandığım için adını anmaktan çekindiğim ve unutmak istediğim bir hamburgercide işe başlamıştım. Sonra, işe başladıktan birkaç hafta sonra kapanan köhne bir muhasebe bürosunda dosya düzenlemiştim. Son olarak, kariyerimin zirve noktası, taksi şoförlüğü gelmişti.Bir ev arkadaşım vardı. Adı Kapıcı’ydı, on yedi yaşındaydı. Tel sineklik kapıda, siyah kürküne vuran güneşin altında otururdu. Yaşlı gözleri parlardı. Gülümserdi.

Markus Zusak’ın – Hiç Kimse Sıradan Değildir (463 Sayfa) adlı e-kitap dosyasını,  PDF formatında indirerek okuyabilirsiniz.


Markus Zusak Foto ve Görselleri:


Başka sitelerdeki gibi, aslında reklam sayfasına giden sahte linklerle ya da

“PDF indir” yazan ama hiçbir link vermeyen sitelerle uğraşmak istemiyorsanız,

ekitabı bizden indirin.

İndireceğiniz e kitabın kalitesini yukarıdaki örnek sayfalardan  kontrol edebilirsiniz.

(Link ve açıklama sayfanın en altındadır)


İndirme linkleri:

Not:
  • Android tabanlı telefon ve tabletlerde .rar dosyasını açmak için ES File Explorer vb. bir app. indirip kurmanız gerekir.
  • Daha sonra Epub Reader yada PDF Reader benzeri bir app. ile Epub yada PDF formatındaki ekitabı okuyabilirsiniz.

PDF dosyasını internet tarayıcınızdan direkt okumak için :


 


PDF + EPUB Rar Paketi linkleri:





NOT:

Google Drive, mail.ru ve Yandex Disk linklerine tıkladıktan sonra 5 sn bekleyip “Reklamı Geç“e tıklayınız.