Jeff Abbott – Güven Bana – Pdf Kitap indir

Jeff Abbott Kitapları

Güven Bana (Roman)

Ücresiz PDF E kitap / E kitap indir / Oku

KİTABIN BAZI SAYFALARI

Farklı bir bakış açısından ele alıp çözmek için kurulmuş, gayri resmî, gizli bir gruptu. Yabancı bir lider düşmanın hâline gelirse ne yaparsın? Onu öldüremezsin; bu her zaman geçici bir çözümdür. Ama Kitap Kulübü diyordu ki belki adamın gücünü temelden sarsmak için hiç şüphe çekmeyecek bir yol bulabiliriz. Belki en büyük destekçilerini etkileyecek ekonomik değişiklikler veya Batı’dan geldiğini düşünmeyeceği türden politik baskılarla. Bu, suikasttan daha etkilidir. Ama hayal gücü, biraz kas gücü ve sağlam bir uygulama gerektirir. Bu sadece bir örnek! Profesörler beyin adamlarıydı; görevleri ben ve Clifford yapıyorduk ama bazen profesörler de katılıyordu. Birkaç başarımız olmuştu. Bazen gizlilik ve nüanslar çok güçlü sonuçlar getirebilir.” Fotoğraflara baktı. “Birkaç başarısızlığımız da oldu. Çünkü gizlilik ve nüanslar her zaman işe yaramaz.”

“Bunu algılamakta zorlanıyorum.” Luke başını iki yana salladı. “Babam bir tarih profesörüydü. Tüvit ceketler giyerdi, çalışma alanının her tarafı kitaplarla doluydu ve parmaklarından tebeşir tozu eksik olmazdı. Şimdi siz onun bir tür anti-terör uzmanı olduğunu mu söylüyorsunuz?”

“Hem de en iyilerden biriydi. Ne kadar iyi olduklarını tahmin bile edemezsin.”

Luke arkasına yaslandı. Aniden nefes alamadığını hissetti. “Bu yüzden sürekli yolculuk yapıyordu. Avrupa, Asya,

Afrika. Konu, öğretmen olması veya araştırmaları değildi. O… casusluk yapıyordu.”

“Evet.”

“Annem biliyor muydu?”

“Bilmiyorum.”

“Yalan söylemeyin. Biliyor muydu?”

“Hayır,” dedi Drummond, bir an sonra. “Çoğumuz evli değildik. Sadece baban evliydi. Annenden gizliyordu. Emirler.”

Emirler. Babası gizli bir grup için çalışıyordu. Warren Dantry’nin gülümsemesinin arkasında daha ne kadar sır vardı? Luke’un gözleri doldu ve gözlerini kırpıştırarak kendini toparladı. “Ya üvey babam?”

“Aynı.”

Luke, diğer kameraların nerelere gizlenmiş olabileceğini bulmaya çalışarak etrafına bakındı. Pencerelerle dolu bir odada insanın klostrofobi hissetmesi tuhaftı.

“Evet. Ama elbette baban ve uçaktaki diğer herkes öldüğünde, Kitap Kulübü de sona erdi. Birkaç hafta öncesinde yeni bir grup kurmak istiyordu; Kitap Kulübü’nün sorunları vardı. Baban ve üvey baban sık sık fikir ayrılığına düşüyorlardı. Henry daha fazla pata, Dışişleri Bakanlığı’ndan daha fazla ilgi görmek için lobi yapmak istiyordu; baban ise ortalıkta pek görünmemeyi ve sadece işini yapmayı tercih ediyordu.” “Ve Quicksilver, Kitap Kulübü’nün vârisi oldu.” Drummond yüzünü ovaladı. “Evet, Quicksilver’ı kurduk. Baban daha grubun biçimlendiğini göremeden öldü. Quicksilver, kötü adamlarla savaşmak, terörizmi başlamadan durdurmak, soruna yeni stratejiler getirmek için dalla önceki çalışmamızı geliştirdi.”

Yeni bir yol. Bu bina, güvenlik, özel jet ve Çuicksilver’m sahip olduğu tüm kaynaklar için paranın nereden geldiğini merak etti. “Hâlâ Dışişleri Bakanlığı’na mı bağlısınız?”

Drummond başını iki yana sallayarak güldü. “Biz Quicksilver’ı kurduk ve sen de inanılmaz bir simetriyle Gece Yolu’nun kurulmasına yardım ettin.” Sessiz dinleyiciler onu tartıyormuş, izliyormuş gibi, Drummond’ın yüzünde ter damlaları birikmişti.

Telefon çalmaya başladı. Drummond kıpırdamadı.

“Cevap vermeyeceğim,” dedi Drummond. “Çünkü sana, seni neden güvende tutmak istediğimi söyleyeceğim. Baban bir defasında hayatımı kurtarmıştı ve ben de elimden gelen en iyi şekilde borcumu ödemek istiyorum. Seni bir savaştan çekip çıkarıyorum.”

“Savaş.”

“Bir savaş başlıyor. Gizli bir savaş.”

Telefon sustu. Sessizlik havada ağır bir taş gibi asılı kaldı. “Bir savaşı gizli sürdüremezsin. İnsanlar orduları, mermiler ve füzeleri fark eder.” Luke başını iki yana salladı.

“O türde savaşlar artık sona eriyor. Bu savaş uzun zaman önce başladı. Akınlar. Küçük saldırılar. Her iki durumda da, iki taraf da devletleri kullandı. Piyonları olarak. Geçerli olan nüfuzdu ve sadece iki taraf vardı; şimdiki gibi bin farklı taraf değil. Her biri kaygılarının devletlerininkiyle uyum içinde olduğunu söyleyebiliyordu ve devletler de buna inanıyordu.” Drummond bir an devam edemeyecek gibi göründü. Telefon yine ısrarla çalmaya başladı. “Ama devletler On Bir Eylül’ü durduramadı. Bali, Madrid. Londra veya Ürdün bombalamalarını da! Bunların maliyetini biliyor musun?”

“Binlerce yaşam.”

“Evet. Elbette. Ve bunun değeri ölçülemez bile. Ama düşün: Ne kadara mâl oldular? Ekonomik hasar. Ekonomik hasar kime zarar verir?”

“Şey, herkese.”

“Herkese mi?” Drummond’ın sesinde küçümseme vardı.

Telefon sustu.

“Pekala. Sanırım en büyük zararı hükümetler ve büyük şirketler görür. Oradan da aşağı süzülür.”

“Oradan da aşağı süzülür, Luke. Evet. Ve o saldırılardan sonra, devletin işini yapacağına ve bizi koruyacağına güvenmeye devam ettik. Dünyanın çeşitli devletlerinin, çok sayıdaki organizasyonlarının, iyi niyetli ama milyonlarca farklı parçalarıyla, kurallar ve bürokrasi yüzünden elleri kolları bağlanmış hâlde, etkili olacağını ve aniden bütün insan sermayesini ve altyapıyı geliştirerek.. .”Drummond bir an duraksadı“,.. Her gölge ve deliyi, eline dizüstü bilgisayarını alıp hedeflerini belirleyen her manyağı ortadan kaldıracağına mı inandık? Gece Yolu için bulduğun insanların nasıl tipler olduğunu biliyorsun. Küçücük bir yatırımla ve kendi fanatiklikleriyle dünyaya büyük zarar verdikten sonra nasıl dumana karıştıklarını. Oyun sahasının adil olması gerekir.” Drummond’ın bakışları buz gibi oldu. “Şimdi. Ben seni korumak için buradayım. Ama bana bu elli milyonu ver, Luke. Bana Cehennem Ateşiyle ilgili bildiğin her şeyi anlat.”

“Cehennem Ateşi’nin ne tür bir saldırı olduğunu bile bilmiyorum.” Drummond’m bu adı bilmesi Luke’u korkutmuştu. Aziz Mikail madalyonu neyi kanıtlıyor? diye düşündü. Hiçbir şeyi. Madalyonlar güven kazanmak için kopyalanabilirdi. Yalanlar söylenebilirdi. Drummond’m söylediklerinin doğru olduğunu kanıtlayacak hiçbir şey yoktu.

“Düşün. Gece Yolu’ndan, yarattığın binlerce girdiden geliyor. Büyük bir vurgun yapacaklarsa neyi hedef alacaklarını tahmin edebilirsin. Kesinlikle gerçekleştirmek isteyecekleri hayal saldırılan ne olabilir?”

“Zaten saldırıyorlar.” Luke duraksadı. “Ama sanırım bu saldırılar, aslında Cehennem Ateşi değil Cehennem Ateşi çok daha büyük. Web sitelerinde saldırılarla ilgili konuşuyorlar ama Cehennem Ateşi ifadesi hiç geçmiyor. Cehennem Ateşi, küçük saldırılarla uğraşan gruptan aynı olmalı; istedikleri bu paraya çok daha doğrudan bağlı bir şey. Küçük işleri daha tehlikeli görevler için sıralama turları olarak düşünmek terörist psikolojisinde sıra dışı bir şey değil.”

“Haklısın. Ne kadar korkunç olsalar da, bu saldırılar çok küçük. Çok yerel.” Drummond kaşlarını çattı. “Belki de yeni ve devasa boyutlarda operasyonlar yapabilmek için bu paraya ihtiyaçları var ve sen onu bize vermemekle, Gece Yolu’nun parayı ele geçirme şansını artırıyorsun.”

“Eğer biri bizi dinliyor veya izliyorsa,” dedi Luke, tavana doğru bağırarak, “ve Aubrey ellerindeyse, onlarla konuşmak istiyorum. Lütfen.”

Drummond boğuk bir kahkaha attı. “Akıllısın, evlat. Bizi izleyen bir kamera olduğunu tahmin ettin. Etkilendim.”

Telefon yine çalmaya başladı. Drummond cevap verdi. Karşı tarafı dinledi. “Tanrı aşkına,” dedi. “Önce bize bildiklerini anlatsın, sonra karar verelim.”

Drummond tartışmayı bitirmek istermiş gibi diğer odaya gitmek için döndü.

Luke ayağa kalktı ve sandalyeyi aldı. Telefondaki ses onu uyarmış olmalıydı, çünkü Drummond döndü. Luke sandalyeyi bütün gücüyle savurdu ve Drummond’ın başında parçaladı. Duraksamadı. Drummond yıkılana kadar tekrar tekrar vurmaya devam etti.

Drummond başının arkasından kanlar süzülürken homurdandı ve göz kapakları kısıldı. Telefon yere düştü.

Luke ahizeyi kaptı. “Alo! Drummond’ın uykuya daldığını gördünüz mü?”

Sessizlik. Hat kesilmişti. Telefonu bıraktı ve gizli kameraların bulunabileceğini düşündüğü yerlere tekrar baktı. “Oyununuzu oynamıyorum, anlaşıldı mı?” diye bağırdı. “Aubrey’yi geri istiyorum! Gece Yolu’yla ilgili bütün bilgileri, hesaplan, bildiğim her şeyi size veririm ama bana Aubrey’yi verin ve bana kim olduğunuzu açıklayın! Duydunuz mu?”

Drummond homurdandı. “Üzgünüm,” dedi Luke. Dnımmond’ı kilere sürükledi, kapıyı kapadı ve diğer mutfak sandalyesini tokmağın altına sıkıştırdı. Dnımmond’ı hazır kekler ve bira şişeleriyle baş başa bıraktıktan sonra, kameraların gizli olabileceği yere döndü.

“Hey! Neden yaşlı bir adamın arkasına saklanıyorsunuz?” diye alay etti.

Telefon çaldı. Luke cevap verdi.

Jeff Abbott – Güven Bana (580 Sayfa) adlı e-kitap dosyasını,  PDF formatında indirerek okuyabilirsiniz.


Jeff Abbott Foto ve Görselleri:


Başka sitelerdeki gibi, aslında reklam sayfasına giden sahte linklerle ya da

“PDF indir” yazan ama hiçbir link vermeyen sitelerle uğraşmak istemiyorsanız,

ekitabı bizden indirin.

İndireceğiniz e kitabın kalitesini yukarıdaki örnek sayfalardan  kontrol edebilirsiniz.

(Link ve açıklama sayfanın en altındadır)


İndirme linkleri:

Not:
  • Android tabanlı telefon ve tabletlerde .rar dosyasını açmak için ES File Explorer vb. bir app. indirip kurmanız gerekir.
  • Daha sonra Epub Reader yada PDF Reader benzeri bir app. ile Epub yada PDF formatındaki ekitabı okuyabilirsiniz.

PDF dosyasını internet tarayıcınızdan direkt okumak için :


 


PDF + EPUB Rar Paketi linkleri:





NOT:

Google Drive, mail.ru ve Yandex Disk linklerine tıkladıktan sonra 5 sn bekleyip “Reklamı Geç“e tıklayınız.