Jean Christophe Grange – Şeytan Yemini – Mobil Pdf indir

Jean Christophe Grange Kitapları

Şeytan Yemini (Roman – Polisiye)

Ücresiz PDF E kitap / E kitap indir / Oku

KİTABIN BAZI SAYFALARI

Foucault, Beaugrenelle Mahallesi’nin arkasında, 15. Bölgede oturuyordu. Republique Meydanı’ndayım, dedim kontak anahtarını çevirirken. On dakika sonra senin evin kapısında buluşalım. Seni bekliyorum. Sully Köprüsü’nden Sol Yaka’ya geçtim. Yağmur durmuştu. Şafağın sökmesine daha vardı. Sokaklar bomboştu. Beaugrenellc’i geçtim ve sola. Emile Zola Caddesi’nc döndüm, Theatre Sokağı’na kadar devam ettim. Biraz ileride Foucault’nun Daewoo’sunu gördüm, farlarını söndürmüş beni bekliyordu. Beni fark eder etmez, arabasından indi ve benim arabama bindi. Oturur oturmaz bana bir USB stick’i uzattı.

Hepsi burada. Maclntosh’la uyumlu mu? Hiçbir sorun çıkmaz. Transkripsiyon için bir de plug’in ekledim. Av ucumun içindeki gümüş renkli dikdörtgene baktım. Magnan’ın ofisine giuneyi nasıl basardın? Kimliğimi gösterdim. Daima en basii yolu seç; bunu bana sen öğ ttin. Görevli zaten yan uyur haldeydi. Ona önemli bir gözaltı gerçekleştirildiğini ve bir dosyaya gerek olduğunu belirttim. Yargıcın bana fisinin anahtarlarını verdiğini söyledim ve hatta onu ikna etmek için «vurun anahtarlarını bile gösterdim. Onu tebrik etmem gerekirdi, ancak anlaşmamızda böyle bir şey yoktu Foucault devam etti: _ Tutanaklara bir göz attım. Kızın aleyhine hiçbir şey yok. Teşekkür ederim. Foucault kapıyı açtı. Onu durdurdum: Yarın hepinizi görmek istiyorum, seni, Meyer’i, Malaspey’i. Saat 9’da. Emniyet’te mi? Apsara’da. Savaş konseyi mi? diye gülerek sordu. Ona göz kırparak cevap verdim: Diğerlerine haber ver. Kafasını salladı ve kapıyı kapattı. Yeniden Sen’i geçtim ve ters yönden ekspres yola girdim. On dakika sonra Turenne Sokağı’ndaydım. Yorgun, bitkin ve şaşkındım, ama Magnan’ın tutanaklarını okumak için sabırsızlanıyordum.

Sokağın köşesine, yaya geçidinin üstüne park ettim. Kapıda giriş kodumu tuşlarken gözüm Organize Suç Dairesi’nin arabasının bulunduğu yere takıldı. Altıncı hissim bana onların uyuduklarını söylüyordu; arabada hiç kıpırtı yoktu, camlar buğulanmıştı. Tanımlanamaz bir atalet söz konusuydu. Cama vurdum. Adam koltuğunda sıçradı. Evi böyle mi kolluyorsunuz? Üzgünüm, ben… Açıklamalarını bekleyecek zamanım yoktu. Dörder dörder basamakları tırmandım, sonra birden içimi bir sıkıntı kapladı. Kapıyı açtım, salona doğru yürüdüm. Oradan da odaya geçtim, nefesimi tutmuştum; Manon oradaydı, uyuyordu.

Kapı pervazına sırtımı dayadım ve rahatlamaya çalıştım. Yatağın üzerindeki siluetini hayranlıkla seyrettim. Yeniden hole döndüm, pardösümü ve silahımı çıkardım. Yağmur hızlanmış, çatıyı, camları, duvarları dövüyordu. Çalışma masama oturdum ve USB stick’ini Mac’ime taktım. Dosya •konu belirdi. Foucault’nun verdiği programı yükledim, sonra yargıcın Sayfalarına ulaştım. Foucault doğru söylemişti; Corine Magnan’ın elinde hiçbü şey yoktu.

Ne Manon ne de herhangi biri aleyhine. Okudum. Manon’un ifadesi, annesinin cesedinin bulunmasından 2 gün sonra, 29 haziran 2002’de Lozan’da alınmıştı. Aynı isviçre şehrinde yargıç tarafından alınmış başka ifadeler de vardı. Lozan Üniver sitesi rektörü. Manon un komşuları, mahalle esnafı… Aslında M non’un ifadesinde zaman bakımından aksayan bir yan vardı, ama nayet zamanı nerede olduğunu ispatlayamaması onu asla şüph ıyapmazdı. Üniversite eğitimine gelince, sadece bir tahminden öte geçmezdi. Bilgisayarımı kapattım, kaygılarım kaybolmuştu. Eğer kızıl saçh b yargıç Paris’te Manon’u sorgulamayı kafasına koymuş olsa bile L0 zan’dakinden daha fazlasını öğrenemeyecekti. Ve Luc’ün tanıklığı da bir şeyi değiştirmeyecekti. Sabah 05:30. Gerindim ve masadan kalktım, banyoya doğru yürüdüm. O sırada odadan yükselen bir uğultu duydum.

Yaklaştım ve gülümsedim. Manon uykusunda konuşuyordu. Hafif bir mırıltı, uyuyan prensesin cıvıltısı… Biraz daha kulak kabarttım ve birden, demir bir kıskaç yüreğimi sıkıştırdı. Manon Fransızca konuşmuyordu. Latince konuşuyordu. Bağırmamak için kapının pervazına sımsıkı tütündüm. Mırıltı kafamın içinde yankılanıyordu: Lex est quodfacimus… Lex est quod facimus… Lex est quodfacimus… Lex est quodfacimus… Manon, Araf Yolculari’nm Andi’m tekrar ediyordu. Agostina gibi. Luc gibi. Bütün Işıksızlar gibi. İnşa ettiğim bina bir kez daha yıkılıyordu. Manon’u aklamak için bütün teorilerim, varsayımlarım, girişimlerim ve başka bir katil bulmak için çabalanm yerle bir oluyordu. Sırtım duvarda, yere kadar kayıp kıçüstü oturdum. Başım ellerimin arasında, bir çocuk gibi ağlamaya başladım. Umutsuzluk tüm benliğimi sarmıştı. Luc haklıydı. Manon, negatif bir NDE yaşamıştı. Ruhunun derinliklerinde bu kötücül anıyı barındırıyordu, bir enfeksiyon gibi. Buradan da annesini öldürmüş olduğu sonucu çıkıyordu… Doğruldum. Hayır. Bu çok kolay olurdu. Hâlâ teorimi savunabilirdim.

Eğer Manon, Araf Ziyaretçisi tarafından koşullandırıldıysa, bu deneyime ait bazı şeyleri uykusunda sayıklıyor olabilirdi; bu da onun suçlu olduğunu göstermezdi. O, demiurgos, gölge katil Sylvie Simonis’i kurban etmişti ve Manon’u bu işi yaptığına inandırmıştı. Ayağa kalktım ve gözlerimi kuruladım. Ziyaretçi’nin kim olduğunu bulmalıydım. Manon’u kurtarabilmemin tek yolu buydu. Onu ve serlerini. 106 08:30, 15 kasım, cuma. Gece gözümü kırpmamıştım. Manon saat 7’de uyanmıştı. Ona kahvaltı hazırlamış fırından alınmış Tjvasan, çikolatalı ekmek sonra yanm saat kadar olayların seyrini anlatmıştım Pek tatmin olmamıştı.

Evimde, tıkılıp kalmaktan çok sıkıldığını söylemişti. Geceki konuşmalarına en ufak bir imada bulunmadan ona sarılmış ve öğle yemeği için eve uğrayacağıma söz vermiştim. Şimdi, NotreDame Katedrali’nin tam karşısında, Sol Yaka’da Dante sokağındaydım. Dün gece Foucault’yla buluştuğum meydanın birkaç metre ötesinde. Trafiğin gidiş geliş olduğu sokağa, adresimin tam önüne arabamı bıraktım.

Aspara bir çay salonuydu, yan Hintli, yan Endonezyalı. Gizli bir toplantı söz konusu olduğunda adamlarımla burada buluşurdum; zencefilli ve mangolu çayların içildiği bir yerde Cinayet Masası polislerim aramak kimsenin aklına gşlmezdi. Salon kapalıydı. Bizi bu kadar erken kabul etmek patronun bir hoşgörüsüydü. İçerisinin dekorasyonu bir palmiye yaprağını andırıyordu: Zümrüt yeşili duvarlar, Veronese tarzı masa örtüleri, su yeşili kâğıt peçeteler. Bütün mobilyalar sorgun ağacı ahşabındandı. Gizlenmek için mükemmel bir yer. Tek sorun vardı; içeride sigara içmek yasaktı. İlk gelen bendim. Cep telefonumu kapattım ve bir siyah çay sipariş ettim.

Keemun’umu tadını çıkara çıkara yudumladım, bir yandan da acil durum stratejimi kafamda şekillendirmeye çalışıyordum. Artık adamlarıma olayları bütün ayrıntılarıyla anlatma vakti gelmişti. Zaten yeterince zaman kaybetmiştim. Polonya’dan döndüğümden bu yana bir hafta geçmişti. Şimdi onlara bütün olayı açıklamalı ve önümüzdeki iki gün için onlara sarih görevler vermeliydim. Ancak Araf Ziyaretçisi hakkında tek bir ipucu, tek bir kanıt olmadan bunu yapmak da çok zordu! Foucault, Meyer ve Malaspey geldi, varlıklarıyla dekoru biraz daha kırılgan hale getirdiler. Meşin ceketleri, parkalarıyla çay salonunun porselen heykelleri ve nazik biblolanyla tam bir tezat oluşturuyordu. Oturur oturmaz onlara kafamdakileri anlatmaya başladım.

Madde bir: Massine Larfaoui cinayeti. Madde iki: Jura Bölgesi’ndeki Sylvie Simonis olayı. Madde üç: Aynı ritüelle işlenmiş diğer cinayetler, sonra onlara “Near Death Experience’Tardan, Işıksızlardan söz ettim… Ardından bu olayın metafizik yönünü anlattım: negatif deneyim, şeytanın bu işteki rolü, Araf Yolculari’nm Yemini. Çocukların gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Son olarak da, onlara benim akılcı varsayımımdan bahsettim. Tüm bu kâbusun ardında tek bir adam vardı. Kendini şeytan sanan, Işıksız larmı yaratan ve asitlerle, böceklerle intikam aldırtan bir kaçık. Anlattıklarımı iyice sindirmeleri için biraz bekledim, sonra (W cvatn ettim: Sonuç olarak tek bir katil arıyorum. Ve bu herifin Jura Bölgesi’^ yaşadığından eminim. Sylvie Simonis’i, Agostina Gedda’nın kocası Sal vatore’yi, Raimo Rihiimâki’nin babasını öldüren bu adam. Öldükte sonra hayata dönenleri koşullandıran, onların kafalarına satanistleri sokan bu adam.

Ayrıca bu herifin bir doktor olduğunu tahmin edi yorum, ancak kimya, botanik, entomoloji, anestezi gibi diğer konularda da bilgi sahibi. Benim düşünceme göre herif bir süre Orta Afrika’da yaşamış. Bu tür heyecan uyandırıcı reanimasyon vakalarına şahit olmuş ve onların yanlarında bulunmuş. Ve bir hastaneye kolayca sızabilme imkânına sahip. Yine bir süre sustuktan sonra devam ettim: Onun, komadan çıkar çıkmaz Luc’ün belleğine de müdahale ettiğini düşünüyorum. Yeniden bir sessizlik oldu. Kimse fincanına el sürmemişti. Bu olay, bugüne dek karşılaştıklarımız arasında en çılgın olanıydı. Sonunda, Luc koltuğunda kıpırdanarak konuşmaya başladı: Ne yapıyoruz? Soruşturmaya en baştan başlıyoruz, artık somut olaylara bütün dikkatimizi vereceğiz. Senin vadiyi taradım, Mat. Şu bok böcekleri hikâyesi ve… Her şeye yeniden başlamak gerekiyor. Herif orada, bundan eminim. Meyers’e doğru döndüm. Sen, şu böcekleri, likeni, Jura’daki Afrikalıları yeniden araştır.

Foucault sana açıklayacak. Tüm bu verilerden bir isim, bir ipucu çıkacağına inanıyorum. Başka çaremiz yok. Malaspey’e döndüm: Sen, Larfaoui’nin izinden git. Afrika kökenli uyuşturucu, siyah ibogaya yoğunlaş, çok zor bulunan bir madde. Kabiliyeli bazı müşterilerine tedarik ediyormuş. Elimde bununla ilgili bir dosya var, sana getirdim. Başka bağlantıları da var mıymış araştır. Bizim katil, deneyimlerde kullanmak için siyah iboga arıyor, bundan eminim. Diğer satıcılarla da temasa geç. Malaspey, ağzında piposu not alıyordu. Ona güvenebilirdim; uzun yıllar Narkotik’te görev yapmıştı. Foucault araya girdi: Peki ben? Teorime göre, katil, Avrupa çapında bütün reanimasyon vakalar1′ nın yerlerini saptıyor. Yani bunlan saptamak için bazı imkânlara sahipBu bizim en önemli ipucumuz. Şu veya bu şekilde ölüp de hayata dönenleri buluyor. Bunu nasıl yaptığını öğrenmemiz gerekiyor. Somut olarak, ben kimle temasa geçiyorum? NDE vakalarının dökümünü tutan kuruluşlar. INDS mesela: Inter’ national Association for Near Death Studies.

Bir Amerikan kurulunu mu? ABD’de bir ofisi var, ama Fransa’da ve Avrupa’nın birçok ülkesine de. Bütün şubeleri araştır. Belki negatif deneyimlerle ilgilenen birini ; atırîıyorlardır. Ya da sadece şüphelerini çekmiş birini. Yabancı dillerle ran iyi olduğuna göre senin için bir sorun olacağını sanmıyorum. Foucault suratını astı. Devam ettim: Araştırmanı, herhangi bir hayal görmemiş olsalar bile, heyecan uyandırıcı deneyim yaşamış kişilerin tamamını kapsayacak şekilde genişlet. Her şeye rağmen, eğer haklıysam, bizim katil onların beyinlerine nüfuz etmeyi kendine görev edinecektir. Komadan çıkmış hastalarla ilgilenen kuruluşlarla temasa geçmek zorunda. Salonun temiz havasına rağmen bir Cameî yaktım. Bana gelince, dedim, Raimo Rihiimâki’nin, Agostina Gedda’nın ve Manon Simonis’in tıbbi dosyalarına yeniden göz atacağım. Bu üç dosyada ortak bir isim olabilir. Bir doktor, bir bilirkişi, bir uzman. Meyer bir çekincesini söylemek zorunda kaldı: Mat, tamam bütün bunları yapalım. Ancak başka dosyalar da var, bizi bekleyen. Her şeyi bırakın.

Ya Dumayet? diye sordu Foucault. Ben ilgilenirim. Bu soruşturma mutlak bir önceliğe sahip. Her üçünüzü de bu işin içinde görmek istiyorum. Sustum. Sonra bir kahkaha patlattım. Garsona işaret ettim: Artık daha ciddi konulara geçebiliriz. Buralarda bir yerde gizlenmiş bir şişe olacaktı! 107 Dışarıda beni bir bomba bekliyordu. Saat 09:10’da, Manon tarafından bırakılmış bir mesaj. Neredesin? Beni tutukluyorlar, Mat! Beni gözaltına alıyorlar! Nereye gittiğimi bilmiyorum.

Gelip beni al! Mesaj, kesik kesik soluklanmalarla ürkmüş bir hayvan gibi sona eriyordu. Demek Magnan tahminimden çok daha çabuk harekete geçmişti. Ve hem de en kötü yola başvurmuştu: Gözaltına almak. Yirmi dört saat gözlem altında tutabilirdi ve bu gözaltı süresini bir kere uzatma hakkına sahipti. Onu kim sorgulayacaktı?

Jean Christophe Grange’nin – Şeytan Yemini (694 Sayfa) adlı e-kitap dosyasını,  PDF formatında indirerek okuyabilirsiniz.


Jean Christophe Grange Foto ve Görselleri:


Başka sitelerdeki gibi, aslında reklam sayfasına giden sahte linklerle ya da

“PDF indir” yazan ama hiçbir link vermeyen sitelerle uğraşmak istemiyorsanız,

ekitabı bizden indirin.

İndireceğiniz e kitabın kalitesini yukarıdaki örnek sayfalardan  kontrol edebilirsiniz.

(Link ve açıklama sayfanın en altındadır)


İndirme linkleri:

Not:
  • Android tabanlı telefon ve tabletlerde .rar dosyasını açmak için ES File Explorer vb. bir app. indirip kurmanız gerekir.
  • Daha sonra Epub Reader yada PDF Reader benzeri bir app. ile Epub yada PDF formatındaki ekitabı okuyabilirsiniz.

PDF dosyasını internet tarayıcınızdan direkt okumak için :


 


PDF + EPUB Rar Paketi linkleri:





NOT:

Google Drive, mail.ru ve Yandex Disk linklerine tıkladıktan sonra 5 sn bekleyip “Reklamı Geç“e tıklayınız.