James L. Carol Grant Gould – Olağandışı Yaşamlar Pdf indir Oku

James L. Carol Grant Gould Kitapları

Olağandışı Yaşamlar

PDF E-kitap / E kitap indir / Oku


James L. Carol Grant Gould – Olağandışı Yaşamlar e-kitap sayfalarından bazıları

Aynı asalakla tekrar karşılaştığında vücut çok daha çabuk harekete geçecektir, çünkü başlangıç evresi daha tamamlanmıştır, öyle ki, çoğu kez hiçbir yangı belirtisi görülmez ve önceden bireyin “bağışıklık” kazanmış olduğu söylenir.
ı ı . Bölüm, Tripanozom Kılını Nasıl Değiştiriyor uyku hastalığına neden olan mikroorganizmanın bağışıklık sisteminin tepkisi kendini gösteretneden antijenlerini değiştirmesini, konakçının savaş güçlerini hep bir parça geride bırakmasını ve böylece de bağışıklık sistemini yenmesini anlatıyor. Asalağın hilesi, işler kızıştığında binlerce kılıf protein genlerinden bir tanesini tripanozom kromozomunun özel bir bölgesine hareket ettirmek oluyor; bu gibi yer değiştirebilen genlere transpozon diyoruz.

Doğanın alaycılığı kendini gösteriyor ve tripanozom, B hücrelerinin işgalcilere yanıt vermesine olanak sağlayan antikor çeşitliliğini oluşturmakta kullandığı stratejinin aynısını benimseyerek bağışıklık sistemini yeniyor. Bir hücrenin antikonınu şifreleyen ve başka bir benzeri olmayan DNA dizisi, gelişim sırasında bir alternatif yer değiştirebilen genetik parçacıklar kümesi içinden kes-yapıştır yöntemi ile yapılıyor. Bu kitaba yaşamın kökeni ve ilk dünyanın tehlikelerle dolu kimyasal kaosundan düzenin ve karmaşıklığın doğuşu ile başladık. Bugünkü dünyamıza şöyle bir baktığımızda, geçen binlerce yıl boyunca canlıların sonuç olarak gitgide büyüdüğünü ve bilgilendiğini; basitçe söylemek gerekirse doğal seçilimin işe yarayan her şeyin -ister büyük ister küçük, ister kaba ister karmaşık olsun lehine çalıştığını görüyoruz. ı2. Bölüm’de, Viridler’de, amaçsız ve dejenere “organizmalarla” ( öyle ki, onların yanında virüsler çok zarif kalıyor) ilgili bir tartışma evrimin son derece pragmatik doğasını gözler önüne serecek. Viroidler çıplak RNA parçacıklarından başka bir şey değil; bu RNA parçacıkları konakçı vücuduna sızıyor, aynı dizinin kopyalarının yapımını başlatıyor.

Ancak, Polyergus karıncaları bir akın başlattıklarında tümüyle değişiyorlar. Yuvadan kararlı bir alay halinde çıkıyor ve sırayı hiç bozmadan, doğrudan doğruya köle türün yuvasına yürüyorlar. Direnen karıncaları , gövdelerini parçalayarak hertaraf ediyor, işçi karıncalann pupalarını içeren kozalara el koyarak onları kendi yuvalarına götürüyorlar. Kaçırılan pupalar kozadan çıktıklarında, kendilerini kaçıran karıncaları kardeşleri zanneden işçi karıncalar oluyorlar; Polyergus karıncaları ile genetik akrabalan arasında ayırım yapamıyorlar. Bu işçiler genetik olarak programlandıkları işleri yapmaya başlıyor, köleciler de bundan faydalanı­yorlar. Köleler işçi kastının üyeleri olduklan için üreyeıniyorlar. Bu yüzden de, köleci karıncalar yeterli iş gücünü koruyabilmek için düzenli akınlar yapmak zorunda kalıyorlar.
Köleci karınca türlerinin yalnızca soğuk iklimlerde bulunmalan ilginç bir nokta. Karıncaların büyük bir çoğunluğunun tropikal bölgelerde ve ılıman iklim kuşağında yaşıyor olmasına karşın, bu bölgelerdeki karıncalann hiçbiri, uzaktan da olsa, köleliği andıran bir etkinlikte bulunmuyor. Öte yandan, daha soğuk bölgelerin karıncalan arasında bu asalaklık biçiminin sıkça görülmesi şaşırtıcı. ABD’nin kuzey kesimindeki ormanlarda köleci türlerin kolonileri bol bol bulunabiliyor ve köle akınları Harvard Üniversitesi yerleşkesi gibi inanılmaz yerlerde bile görülebiliyor. Köleci akıncılar Eınery kuralı adı verilen bir ilkeye uyuyorlar. İtalyan karıncabilimcisi Carlo Emeıy, 1909’da tCım asalak karınca türlerinin kendilerine kurban seçtikleri karıncalara genetik açıdan görece yakın oldu­ğuna dikkat etti. Bu ilişki karıncaların evriminde köleliğin kökenieri konusunda sağlayacağı ipuçları nedeniyle araştırılmalı. Karıncalardaki kölelik olgusuyla büyülenen Charles Darwin, ilk adımın basit avcılık olduğunu öne sürdü; köleci türlerin atalan diğer karınca çeşitlerine saldırmaya ve kendi evlerinde yiyebilmek için olgunlaşınamış karıncaları kaçırmaya başladılar. Birkaç pupa bu sondan kurtulup saldırganın yuvasında işçi karıncalar halinde gelebildiyse, yuvadaş olarak kabul edilmiş ve işgücüne katılmış olabilir. Tutsakların işçi olarak besinden daha değerli olduğunun anlaşılmasıyla, akıncı tür köleci olarak evrilecektir. Darwin’in hipotezi çekiciyse de, kısa bir süre önce yaptığım deneylerde evrimsel itici gücün besinden ziyade bölgesel savunma olduğuna iliş­kin kanıtlar elde ettim.

James L. Carol Grant Gould – Olağandışı Yaşamlar (236 Sayfa) adlı e-kitap dosyasını,  PDF formatında indirerek okuyabilirsiniz.


James L. Gould & Carol Grant Gould Foto ve Görselleri:


Başka sitelerdeki gibi, aslında reklam sayfasına giden sahte linklerle ya da

“PDF indir” yazan ama hiçbir link vermeyen sitelerle uğraşmak istemiyorsanız,

ekitap dosyalarını bizden indirin.

Alemefes kınkanatlısı, güzün başında Formica yuvasını terk etmezden önce konakçısından göç için yiyecek stoku ister. Bu amaçla bir dokunma uyarısı kullanır. Kınkanatlı önce anteniyle karıncaya vurarak dikkat çeker. Sonra da, çene kemiği ve ön ayakları ile karıncanın ağız kısmına dokunarak yiyecek kusmasını ister. Hızlandırılmış filmler, karıncaların da birbirlerinden benzer mekanik sinyalieric yiyecek aldıklarını gösteriyor.
Peki, güçmen kınkanatlı,
Myrmica yuvasının yolunu nasıl buluyor? Formica yuvaları normalde ağaçlık arazide bulunuyor; Mynnica yuvaları ise ağaçların ötesinde, çayırlıklarda . . . Alemefes kınkanatlılarının Formica yuvasını bıraktıktan sonra ışığın arttığı yönde ilerlediği gösterilebilir. Bu, kınkanatlıların nasıl olup da Myrmica karıncalannın yaşadığı görece açık çayırlıklara ulaşabildiğini açıklayabilir. Kınkanatlı çayırlığa ulaştıktan sonra bir Myrnıica yuvası bulabilmek için başka ipuçları kullanmalıdır. Yaptığım deneyler, kınkanatlının yuvanın yolunu konakçı karınca türünün kokusunu izleyerek bulduğunu açıkça güsterdi. Koku rüzgarla taşınıyor olmalı; kınkanatlı durgun havada yuvayı bulamıyor. Tuhaftır, kınkanatlı­nın bu kokuya karşı duyarlılığı geçici; bu duyarlılık rormica yuvası terk edildikten sonraki iki hafta ile sınırlı ( kınkanatlı ilkbaharda Formicu yuvasını da aynı yolla, kokuyla buluyor).
Kınkanatlı, bir
lşvrmica yuvası bulduğunda kendini kimyasal iletişim içeren bir riti.ielle tanıtıyor ve benimsetiyor. Kınkanatlı önce antenleriyle karıncaya hafifçe vuruyor ve batın ucunu konakçıya doğru kaldırıyor. Karınca ise kınkanatlının hatın ucundaki bezlerin salgılarını emerek yanıt veriyor. Ben bu bezlere “yatıştırıcı bezler” adını veriyorum çünkü salgıları karıncanın saldırgan davranışlarını belirgin bir biçimde bastırıyor. Bundan sonra karıncanın dikkati batın bölgesinin yanlarındaki bezlere çekiliyor; bunlara ise “benimseme bezleri” diyorum, çünkü karınca bu salgı­ları duyumsamadıkça kınkanatlıyı benimsemiyor. Büyük olasılıkla, bu salgının kokusu karınca türünün koktısunun bir taklidi. Son olarak, karınca, yaklaşabilmesi için batmını aşağı indiren kınkanatlının yana) bezleri etrafındaki kıllardan tutarak konuğunu yavru odasına taşıyor. Aremeles kınkanatlıları birden fazla karınca yanında yerleşen tek karıncasever değil.

(Link ve açıklama sayfanın en altındadır)


İndirme linkleri:

Not:
  • Android tabanlı telefon ve tabletlerde .rar dosyasını açmak için ES File Explorer vb. bir app. indirip kurmanız gerekir.
  • Daha sonra Epub Reader yada PDF Reader benzeri bir app. ile Epub yada PDF formatındaki ekitabı okuyabilirsiniz.

PDF dosyasını internet tarayıcınızdan direkt okumak için :


 


PDF + EPUB Rar Paketi linkleri:





NOT:

Google Drive, mail.ru ve Yandex Disk linklerine tıkladıktan sonra 5 sn bekleyip “Reklamı Geç“e tıklayınız.


James L. Carol Grant Gould Kitapları – Olağandışı Yaşamlar‘ı oku

Son on yılda karıncalarda toplumsal davranış ve iletişim üzerine yapı­lan çalışmalar, karıncascverler ve konakçtiarı arasındaki ilişkiler konusunda sağlam temellere oturtulımış araştırmalar yürütülmesi için bir baş­langıç oluşturmaktadır. Binlerce karıncasever hayvan arasında (yalnızcı kene gibi örümceğimsileri değil, kolembolanları, sinekleri, arıları ve bir­ çok başka höcek grubunu da içerir) kalkık kuyruk olarak bilinen staphylinid kınkanatlılar, bu asalaklık ilişkisini belirgin bir biçimde sergilerler.
Başlıca bu karıncasever ailesi üzerine odaklanarak, bu asalakların belirli karınca türleri ile iletişimlerini ve ilişkilerini ayrıntılı olarak inceledim. İlişkiler kınkanatlı türüne bağlı olarak değişir. Bazı türler yiyecek toplayan karıncaların peşinde, bazıları yuva dışındaki çöplüklerde, bazıları yuva içerisindeki dış odacıklarda ve bazıları da, ta yuvanın içlerinde, yavruların odacıklarında yaşar.
Çok iyi bilinen böyle bir kınkanatlı örneği
Alemefes puhicollistir: Bir Avrupa türü. Bu böcek larva evresinde, kendine tepecikler yapan tahta karıncası Formica polyctena’nın yuvasında yaşar. Karıncanın kınkanatlı larvalarını benimseresinin öncelikle kimyasal iletişime bağlı olduğunu buldum. Larva, kabuğundaki salgı bezlerinden karıncayı çeken bir macide salgılar. Bu madde karınca larvalarında yetişkinlerin bakımını başlatmak üzere salgılanan bir feromonun taklidi olabilir. Bakıcı karıncalar Atemeles
kınkanatlısının larvalarından gelen kimyasal sinya!e larvanın bakımını yoğunlaştırarak yanıt verirler. Kimyasal iletişimin varlığını iki çeşit deneysel kanıt ile doğruladım. Radyoaktif izleyicilerle yaptığım deneyler, maddelerin kınkanatlı larvalarından karıncalara aktarıldığını gösterdi. Salgılamanın önlenmesi için vernikle kaplanmış larvalar yuva girişine konulduğunda karıncalar bunları önemsemediler veya çöpe attılar. Ancak larva üzerinde vernikle kaplanmamış bir parça yer bırakıldığında hile, karıncalar larayı yuvalarına taşıdılar ve benimsediler. Hatta kınkanatlı larvalarından özütlenen salgıdan emeliriimiş siizgeç kağıdını bile içeri taşıdılar. Karıncaların larvaları hesleresi için başka bir iletişim biçimi kullanılı­yor. Karınca larvaları mekanik bir uyarı ile bakıcı karıncalardan yiyecek istiyorlar; kınkanatlı larvaları ise bu davranışı taklit ediyorlar.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code