Dr. Gary Small & Gigi Vorgan – Bir Psikiyatristin Gizli Defteri – Pdf İndir

Dr. Gary Small & Gigi Vorgan Kitapları

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri – En Sıradışı Vakalar (Psikoloji Kitabı)

Ücresiz PDF E kitap / E kitap indir / Oku

KİTABIN BAZI SAYFALARI

KIŞ YAĞIŞSIZ GEÇMİŞTİ ama Mart sonunda nihayet biraz yağmur gördük. Güney California sürücüleri her zamanki gibi gökten ilk damlanın düşmesiyle birlikte çıldırdılar. Bunu takiben 134 Otoyolu’ndaki küçük trafik kazası yüzünden Pasadena’da verdiğim konferans dönüşünde trafikte sıkışıp kaldım. Günboyu bir şey yememiştim ve yeni hastam 13:00’de gelmeden önce ofise yetişmeyi ümit ediyordum. Arabamı UCLA’da her zamanki park yerime çektiğim gibi şemsiyeyi alarak dışarı fırladım. Şemsiye açıldığı anda rüzgârdan ters döndü ve kırıldı. Ben de kırık şemsiyeyi çöpe atıp tabana kuvvet binaya koşmaya başladım. Kafeteryanın yanından geçerken saatime baktım ve bir sandviç alıp ondan sonra ofise gitmeye karar verdim.

Sonunda ofisimden içeri girdim, sırılsıklam yağmurluğumu kapının arkasına astım. Doçent olup kadroya alındıktan sonra daha büyük bir ofise geçmiştim. Artık daha geniş pencerelerim, daha bol ışığım, bir kanepe ve üç koltuklu bir oturma alanım vardı, çocuklarımın resimleri de duvarlarımı süslüyordu. Ayrıca telefonlarıma cevap veren asistanımın oturduğu bir dış ofisim de vardı. Sandviçimi mideye indirmek için hâlâ birkaç dakikam vardı, ben de üstüne biraz hardal ekleyeyim dedim ama hardalı doğruca kravatıma bulaştırdım. Bir elimle peynirli hindili sandviçimi tutup koca bir ısırık alırken, diğer elimle kravatımı çözmeye koyuldum. O sırada telefonum çaldı ve asistanım, elbette ki tam vaktinde gelen yeni hastamı haber verdi. Hastayı içeri almasını söyledim.

Hastam Beverly Hills’in saygın estetik cerrahlarından Dr Bruce Rifkin’di. Bir hafta önce yaptığımız kısa telefon konuşmasından uyku sorunu yaşadığı için görüşmek istediğini öğrenmiştim. Ayrıca 48 yaşında olduğunu, hiç evlenmediğini ve şimdi nişanlı olduğunu da söylemişti. “Merhaba Gary. Böyle kısa sürede bir araya gelebilmemize sevindim. Benim programım çok yoğun, eminim seninki de öyledir. ” El sıkıştık, kanepeyi işaret ettim. “Otur lütfen Bruce. ” Bruce şık yağmurluğunu koltuklardan birine yerleştirdikten sonra yerine oturdu. İnce ve uzun boyluydu. Üstünde ince çizgili bir takım elbise, kolunda kol düğmeleri vardı. Açık mavi bir gömlek giymiş, cebine ona uygun bir mendil yerleştirmişti.

GQ dergisinden fırlamış gibi bir hali vardı. “Dâhiliye doktorum bana psikofarmakolojide senin üstüne kimse olmadığını söyledi. Anladığım kadarıyla geriatri hekimliği de yapıyormuşsun. Estetik cerrah olarak benim de uzmanlık alanlarımdan biri sayılır. ” Gülümsedim. “Şimdiye kadar hiç psikiyatriste gitmiş miydin?” “Hayır” dedi, “ama ailem öyle üşütüktür ki yıllarca gitsem yeriydi. ” “Öyle mi, biraz dinlemek isterim onları senden. ” Bruce gibi espri anlayışı olan hastalarla çalışmak her zamanki gibi hoşuma gidiyordu ama bunun ne kadarı Bruce’un benimle görüşmekten doğan kaygısıyla ilgiliydi, merak ettim. “Aslında şu an sadece uykusuzluk için yardımına ihtiyacım var. Geceler geçmek bilmiyor. ”

“Uyumakta mı zorlanıyorsun, uykuyu sürdürmekte mi?” dedim. Klinik depresyonu olan insanlar tipik olarak gecenin bir yarısında uyanır, tekrar uyumakta zorlanırlar. Anksiyete bozukluğu olan insanlarsa yattıklarında sakinleşmekte zorlanırlar. “Gayet rahat uykuya dalıyorum. Asıl sorunum uykumu devam ettirmekte. Gördüğüm rüyalar yüzünden uyanıyorum, ertesi gün kendimi yorgun hissediyorum. Özellikle de uzun ameliyatlar sırasında. ” Bir an durup yüzünü ve gözlerini ovuşturduktan sonra savunmaya geçercesine “Bak, işimi etkilemiyor çok şükür” dedi. “Ama daha kötüleşmeden halletmek istiyorum şunu. Kendime Dalmane veya Valium yazabilirdim ama prensip olarak insanın kendine ilaç yazmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. ” Bruce’un kendine ilaç yazma konusundaki yorumu ahlaklı biri olduğuna ve doğruyla yanlışı ayırt ettiğine işaret ediyordu.

Öte yandan, gereğinden fazla direnç gösteriyor, ilaç bağımlılığını gizliyor olabilirdi. Pek çok doktor kolaylığı yüzünden kendisine ve aile üyelerine ilaç yazar. Ancak uzmanlık alanı dışındaki rahatsızlıklar için yanlış ilaçları veya dozajları verirlerse başları derde girebilir. Bu ayrıca reçeteli ilaç bağlılığın ve bağımlılığın da ilk adımı olabilir. Doktorlar grup olarak kokain ya da eroin gibi yasadışı ilaçları kullanmaya daha az; uyuşturucular ve sakinleştiriciler gibi reçeteli ilaç istismarına daha çok yatkındırlar. Estetik cerrahlar, anestezistler ve diş hekimleri ofislerinde ağrı kesici ve yatıştırıcı depolarlar ve bu kolay erişilebilirlik kendi kendine ilaç kullanımını ve bağımlılık riskini arttırır. Bruce’un tıbbi geçmiş kayıtlarını ayrıntısıyla incelemeyi kafamın bir köşesine yazdım. Ancak şu an için en iyisi onun esas şikâyetine odaklanmaktı. “Bana rüyalarından söz eder misin Bruce?” “Gerek var mı gerçekten? Bana en uygun ilaçlı uyku tedavisini tartışırız diye düşünmüştüm.

Mahmurluk yapan ya da yan etkisi olan ilaçlar istemiyorum. ” “Seansımız bitmeden ona da geleceğiz ama bazen bizi uyandıran şeyin ne olduğunu bulmak daha iyi uyumamıza yardımcı olabiliyor. ” “Rüyalarım hakkında konuşmak uyumama nasıl yardımcı olacak anlayamadım. Hem çok karmaşık benim rüyalarım. 50 dakikaya sığmaz. ” Ayağa kalktı, ceketini çıkardı, yanına koydu ve yeniden oturdu. “Bol bol vaktimiz var” dedim. “Bir deneyelim istersen. ” “Neyi bilmek istiyorsun?” “İlk ne zaman başladın bu rüyaları görmeye?” “Sanırım çocukluğumdan beri ara ara görüyorum. Ama nişanlımla tanıştığımdan beri daha bir arttı. ” “Rüyalarının nişanlınla bir ilgisi var mı?” dedim. “Eh, enteresan bir saplantısı vardır kendisinin. ” “Sahi mi?” dedim, aklımdan onlarca sıradışı olasılığı geçirerek. “Biraz açar mısın?” “Bak, Christina harika bir kadın aslında. Ailem benim evleneceğimden ümidi kesmişti neredeyse. Ama onunla tanıştıklarında, benim için doğru insan olduğunu hemen anladılar; Yahudi olmadığı halde. Christina güzel, alımlı, akıllı biri…

İnanılmaz da bir enerjisi var. Birlikte çok eğleniyoruz. Seyahat ediyoruz, golf oynuyoruz, tiyatroya gidiyoruz. ” “Harika birine benziyor ama rüyalarla ne ilgisi var?” Bruce kollarını kavuşturdu, kamburunu çıkardı. “Küçük bir acayipliği var, sinirimi bozmaya başladı. ” “Peki… Nedir?” Sinirim gerilmeye başlamıştı. “Disneyland’e ve Disneyland’le ilgili her şeye büyük bir hayranlık duyuyor. ” Sustu, ben de beklemeye başladım. “Santa Monica’daki evine ilk gittiğimde neye uğradığımı şaşırdım. Her yer Disney temalarıyla dekore edilmişti. Pamuk Prenses salonu, Mickey Mouse mutfağı, Denizkızı banyosu… Bir de Pinokyo odası var. Öyle acayip ki içine girmek bile istemiyorum. ” “Zor bir durum” dedim. “Hem de nasıl. ” Başını iki yana salladı. “Tamam, herkesin hobisi vardır ama bu gülünç artık. ” “Nesi gülünç?” dedim. “Mickey Mouse’lu saat yada benzeri şeyler kullanan insanlar vardır, sonuçta ‘kitsch’ bir şey ama bence Christina’nın hobisi saplantının kıyısında geziniyor. Asıl oyunbozan şey de şu; düğünü Disneyland’de yapmak istiyor. Geleneksel çardak falan olmayacak, Uyuyan Güzel Şatosu’nun üzerinde yeminimizi edeceğiz ve Christina üzerine Pamuk Prenses kıyafeti giyecek. ” İstifimi bozmamaya çalışarak ve kendisinin Dingo mu Pluto mu olacağını sormamak için kendimi zorlayarak “Anladım” dedim.

“Disneyland’de böyle şeyleri ayarlayan insanlar var biliyor musun? Ailem Yahudi olmayan biriyle evlenmeme itiraz etmiyor ama ya bu? Bilseler ölürler. ” “Daha söylemedin mi yani?” “Yok canım, üstüme iyilik sağlık” dedi. Bruce esprili tarzıyla hikâyeyi eğlenceli hale getiriyordu ama kendi sorunları yerine Christina’nınkilere odaklanarak uykusuzluğunu besleyen rüyalar hakkında konuşmaktan kaçınıyordu. Önceki ilişkilerinde onu bağlanmaktan alıkoyan yıkıcı bir olay olup olmadığını merak ettim. “Sıradışı bir düğün fikri olduğu kesin” dedim. “Ama istersen bana rüyalarını anlat da aradaki bağlantıyı anlayabileyim. ” “Rüyadan çok kâbus aslında… İlk başta normal başlıyorlar. Ya işte oluyorum ya da çocuğum ve okuldayım… Ama hepsinin sonu aynı bitiyor…” “Nasıl yani?” dedim. “Rüya nasıl başlarsa başlasın ben nihayetinde hep Pinokyo oluyorum, burnum uzuyor ve eşeğe dönüşmeye başlıyorum. Kan ter içinde uyanıyorum, bir daha da uyuyamıyorum. Bu kadar. ” “Uyandığında kendini nasıl hissettiğini hatırlıyor musun?” dedim. “Eşek gibi. ” Kahkaha attı, ben de onunla birlikte gülümsedim. “Doğrusu dehşete düşmüş oluyorum. Akıl almaz bir şey. 48 yaşındayım ama gece yarısı bir çizgi filmden korkarak uyanıyorum. ”

“Rüyalar tuhaf ve anlaşılmaz olabilir” dedim. “Bu rüyanın duygusal düzeyde sanane ifade ettiği açık olmayabilir ve senin için anlamı, rüyanın içeriğiyle de sadece kısmen bağlantılı olabilir. ” Rüyaları anlamak 19. yüzyılın sonundan beri psikanalitik teori ve pratiğin odağı olmuştur. Freud Rüyaların Yorumu adlı kitabında bir rüyanın esas içeriğinin gizli anlamını ortaya koyabileceğini ileri sürer. Tüm rüyaların arzuların bir tatmini olduğuna inanır. Psikoterapist bir rüyayı anlamaya çalışırken çoğu zaman bir önceki günün rüyayı tetiklemiş olabilecek olaylarını araştırır. Ancak rüyanın asıl içeriği genelde yılların deneyimiyle ve korku, öfke, kaygı, suçluluk vs gibi bastırılmış duygularla yanıltıcı, gizli ya da çarpıtılmış niteliktedir. Bu çarpıtmalar çeşitli formlara bürünebilir. Yoğunlaşma; rüya birkaç fikri veya deneyimi temsil eder. Yer değiştirme; rüya kişinin kabul edilemez duygu veya arzularını daha kabul edilebilir olanlara doğru kaydırır. Sembolizm; rüyadaki bir olay veya karakter önem taşıyan başka bir şeyi temsil eder. “Benim rüyalarımın anlaşılmaz olduğu kesin” dedi Bruce. “Gel biz anlamaya çalışalım, dün geceki rüyayı sistematik olarak ele alalım.

Dün bu olayı tetiklemiş olabilecek neler oldu?” “Pek bir şey olmadı. Christina’larda yemek yedim.” “Sıradışı bir şey oldu mu?” dedim. “Hayır, hatırladığım kadarıyla olmadı. Orada kalmadım gerçi. Bu sabah erkenden ameliyatım vardı. ” “Pinokyo odasına girdin mi?” dedim.

“Genelde girmekten kaçınıyorum. Tüylerimi diken diken ediyor” dedi. “Rüyalarıma baksana. ” “Peki, yemekte nelerden bahsettiniz?” “Geliştirmekte olduğum bir prosedürü anlattım onlara. Ameliyatsız yüz germe. Ama Christina konuyu değiştirip durdu. Çılgın Şapkacı temalı düğün pastasını ve masa süsü olarak düşündüğü saçma şeyi konuşmak istiyordu. ” “Konuyu değiştirdiğinde neler hissettiğini söyledin mi ona?” dedim. “Hayır, moralini bozmak istemedim. Sonuçta seviyorum onu. Şu Disneyland düğünü onun için bu kadar önemliyse yaparım, olur biter. ” Teslimiyet içinde başını önüne eğdi. “Bruce, bu düğün senin de düğünün. ” “Biliyorum ama kadınlar şu düğün meselesinin ayrıntılarına bizden daha meraklılar. ” “Ama düğünün senin için de bir şey ifade etmesi önemli” dedim.

Başını kaldırdı. “Sence bunun rüyalarımla bir ilgisi olabilir mi?” Standart psikiyatrist sorusu için mükemmel bir andı. “Sen ne düşünüyorsun?” Bruce bir an durup düşündükten sonra konuştu. “Emin değilim ama bildiğim kadarıyla şu Pinokyo ile eşek, benim bir korkumu temsil ediyor. Kan ter içinde uyandığıma göre. ” “Belki bir konuda kendine yalan söylüyorsun. Yalan söyleyince burnu uzayan Pinokyo gibi” diye ekledim. “Yani evlenmeyi isteme konusunda kendine yalan söylüyorsun mu diyorsun?” dedi endişeyle.

Doğrusu bunun epey büyük bir fikir sıçraması olduğunu düşündüm ama belki de isabetli bir sıçramaydı. “Bilemiyorum Bruce. Belki sadece düğünü Disneyland’de yapmak istemiyorsundur. ” “Ona ne şüphe? Hem sanırım bunu Christina’dan gizleyerek ona yalan söylemiş de oluyorum. ” “Bence rüyalarının anlamını biraz daha iyi kavradığımızda Christina’yla bütün duyguların hakkında konuşman daha kolay olacak.” “Hiç konuşmuyor değiliz canım” dedi. “Sadece olay yaratmaktansa belli konuları konuşmaktan kaçınıyorum. ” Bruce ilk baştaki savunmacı tavrına rağmen rüyalar ve duygular hakkında konuşmanın işe yarayabileceği fikrine ısınmaya başlamıştı. Daha ilk seansta önemli bir yol kat etmişti. Başlangıçta beni görme nedeni uykusu için ilaç yazdırmaktı ama şimdi sorunlarının olası psikolojik nedenlerini araştırmaya heves ediyordu. Hatta tekrarlanan rüyalarına akla yatkın bir yorum bile getirmişti. Ama ben onda bu rüyaları doğuran, daha derin duygusal sorunlar olduğunu düşünüyordum. Seansın bitişinden önce problemleri depresyondan çok anksiyete bozukluğuna benzediği için Bruce’a kısa etkili benzodiazepin yazdım.

İlacı sadece ertesi gün uzun bir ameliyatı olduğu için gerçekten uyuması gerektiği zamanlarda almasını önerdim. Ayrıca bu rüyaları görmekten kaçmamasını, hatta uyandığında notlar almasını söyledim. Böylece ayrıntıları daha iyi hatırlayacaktı ve bir sonraki seansta onları konuşabilecektik.

Dr. Gary Small & Gigi Vorgan’ın – Bir Psikiyatristin Gizli Defteri (336 Sayfa) adlı e-kitap dosyasını,  PDF formatında indirerek okuyabilirsiniz.


Dr. Gary Small & Gigi Vorgan Foto ve Görselleri:


Başka sitelerdeki gibi, aslında reklam sayfasına giden sahte linklerle ya da

“PDF indir” yazan ama hiçbir link vermeyen sitelerle uğraşmak istemiyorsanız,

ekitabı bizden indirin.

İndireceğiniz e kitabın kalitesini yukarıdaki örnek sayfalardan  kontrol edebilirsiniz.

(Link ve açıklama sayfanın en altındadır)


İndirme linkleri:

Not:
  • Android tabanlı telefon ve tabletlerde .rar dosyasını açmak için ES File Explorer vb. bir app. indirip kurmanız gerekir.
  • Daha sonra Epub Reader yada PDF Reader benzeri bir app. ile Epub yada PDF formatındaki ekitabı okuyabilirsiniz.

PDF dosyasını internet tarayıcınızdan direkt okumak için :


 


PDF + EPUB Rar Paketi linkleri:





NOT:

Google Drive, mail.ru ve Yandex Disk linklerine tıkladıktan sonra 5 sn bekleyip “Reklamı Geç“e tıklayınız.