David Baldacci – Şüpheli Gerçek – PDF ekitap Oku indir

David Baldacci Kitapları

Şüpheli Gerçek

PDF ekitap / e-kitap indir / Oku

 

YAZARIN NOTU

 

Teşekkürler
Jennifer Steinberg’e, bir kez daha olağanüstü araştırmaları için.
Lou Saccoccio’ya, askeri hukuk konularındaki yardımları için.
Lee Calligaro’ya, Vietnam Savaşı’nda orduda avukatlık yaparkenki hikâyeleri beni büyülemişti. Kendisi aynı zamanda
tanıdığım en iyi avukattır.
Steve Jennings’e, editör olarak isabetli yorumları için.
Warner Books ailesine: Larry, Maureen, Mel, Emi, Tina, Heather, Jackie J. ve Jackie M.; hayatımı çok daha zenginleştiren,
inanılmayacak derecede iyi ve kendini adamış diğer bir grup insana.
. .
Anneme, çok iyi tanıdığı bir bölge olan Güneybatı Virgi- nia’yla ilgili ince ayrıntılar için.
Karen Spiegel’e, bu hikâyede uzun zaman yanımdaydı.
Avukat Ed Vaughan’a, Virginia hukuku ve uygulamalarının bazı ince ayrıntıları konusunda beni eğittiği için.
Diğer kaynaklara, beni büyüleyici bir yer olan Birleşik Devletler Yüce Mahkemesi konusunda aydınlattıkları için.
Arkadaşım ve temsilcim Aaron Priest’e, her zaman olduğu gibi, bu roman üstünde çalışırken bana çok iyi önerilerde bulundu.
Frances Jalet-Miller’a, bu kitabı hazırlamamda fazlasıyla zaman ayırıp çaba harcadığı için. Sen olmasaydın yapamazdım.


David Baldacci’nin  Şüpheli Gerçek (479 Sayfa) adlı ekitap dosyasını,  PDF formatında indirerek okuyabilirsiniz.

Örnek PDF Sayfaları :

(Sayfalara tıklayarak büyütebilirsiniz)


KİTABIN İLK SAYFALARI

BİRİNCİ BÖLÜM
Bu cezaevindeki kapılar üç santimetre kalınlığında ve çeliktendir; fabrikadan pürüzsüz çıkmış olmalarına rağmen, şimdi
üzerlerinde pek çok iz vardır. Geniş yüzeylerinde insan yüzlerinin, dizlerinin, dirseklerinin, dişlerinin izleri ve kan kalıntıları birikmiştir.
Cezaevi hiyeroglifleri olan acı, korku ve ölüm orada sürekli, en azından yeni bir metal parçası gelene dek kalacak izler
bırakmışlardır. Kapılarda göz hizasına gelen kare biçimli bir pencere vardır. Gardiyanlar buradan bakıp gözetimleri altındaki insan
sürüsünün üstüne ışık tutarlar. Hiçbir uyarı olmaksızın coplar birer silah patlaması gibi kapılara çarpar. Kıdemliler buna iyi dayanır.
Sessiz bir başkaldırı içinde gözlerini yere indirip belirli bir noktaya bakmadan öylece dururlar, ama hiç kimse buna ne aldırır, ne de fark
eder. Mahkûmlar her seste ya da ışık vurmasında gerilir; bazıları pamuklu pantolonlarına işer ve siyah, alçak ayakkabılarının
kenarından yere akıp gitmesini seyrederler. Eğer hayatta kalmak istiyorlarsa, kısa zamanda bu durumu atlatıp kahrolası kapağı
arkadan çarpar, küçük birer çocuk gibi gözlerinde biriken yaşları ve midelerinin bulantısını bastırırlar.
Gece olunca etrafta görünen garip siluetlerin dışında, cezaevi bir mağara karanlığına bürünür. Bu gece fırtına vardır. Gökten bir
yıldırım düştüğünde, ışık küçük pleksiglas pencereler
den hücrelere düşer. Her çakışta camın üstüne gerilen kümes telinin
petek deseni karşı duvara vurur.
Işığın vurduğu, böyle bir anda, adamın yüzü sanki birdenbire su yüzüne çıkmış gibi, karanlığın içinden belirir. Diğerlerinin aksine o
yalnız kalmakta, yalnız düşünmekte, hiç kimseyi görmemektedir.
Mahkûmlar ondan korkarlar, hatta silahlı olmalarına rağmen gardiyanlar da çekinir, çünkü o korkutucu cüsseye sahip bir adamdır.
Mahkûmlardan her biri kendilerine göre kaşarlanmış, şiddet dolu adamlar olmalarına rağmen, o önlerinden geçerken hemen gözlerini
kaçırırlar.
İsmi Rufus Harms’tır ve Fort Jackson Askeri Cezaevi’nde bir imha makinesi olarak tanınır: Eğer üstüne giderseniz sizi ezer. İlk
adımı atmamasına rağmen, son adımı daima o atar. Yirmi beş yıl boyunca geçirdiği tutukluluk hayatı adamın üzerinde büyük etki
bırakmıştır. Harms’ın vücudundaki yara izleri ve tam iyileşmemiş kırıklar da tıpkı bir ağacın halkaları gibi, orada geçirdiği zamanı
anlatmaktadır. Öte yandan, beyninin yumuşak dokusunda, insanlık merkezlerinde çok daha kötü bir hasar oluşmuştur: Bellek, düşünce,
sevgi, nefret, korku; hepsi lekelenmiş, hepsi ona ihanet etmiştir.
Özellikle belleği, belkemiğinin ucundaki ezici demirden bir ur gibidir.
Heybetli cüssesinde hâlâ hatırı sayılır bir güç kalmıştır. O uzun, boğum boğum kollardan, omuzlarının sıkılığından bu
anlaşılmaktadır. Belinin genişliği bile olağanüstü bir gücün göstergesidir. Ancak Harms hâlâ sendeleyen bir meşedir; tepesi
kesilmiş, bazı dalları ölmüş ya da ölmekte, artık budama zamanı geçmiş, kökleri iki taraftan yarılmıştır. O yaşayan bir çelişkidir: Nazik,
saygılı, Tanrı’sına inançlı; ama geri dönülmez bir biçimde acımasız katil rolüne bürünmüş. Bu yüzden gardiyanlarla diğer mahkûmlar onu
kendi haline bırakırlar. Onun bu durumdan şikâyetçi olduğu söylenemez. Ancak bugün farklı. Erkek kardeşinin ona getirdiği şey;
bir altın paketi, bir umut demetidir. Bu yerden çok, çok uzakta.

Bir başka ışık patlamasında gözlerinin kanlanmış, göz kenarlarının da kızardığı görülür; esmer, sert bakışlı yüzünden
dökülen yaşlar seçilir. Işık solarken kâğıt parçasını düzeltir, gardiyanların burunlarını sokmamaları için ses çıkarmamaya gayret
eder. Işıklar söndürüleli birkaç saat olmuştur ve zamanı öne alması imkânsızdır. Çeyrek yüzyıldır olduğu gibi, karanlık ancak şafağın
sökmesiyle sona erecektir. Öte yandan, ışığın olmamasının da pek önemi yoktur. Harms mektubu zaten okumuş, her bir sözcüğü
ezberlemiştir. Her bir hece bir bıçak gibi saplanmaktadır. Kapısının tepesinde koyu renkle Amerika Birleşik Devletleri ordusunun
amblemi görülmektedir. O amblemi çok iyi tanımaktadır. Ordu neredeyse otuz yıldır onun işvereni, gardiyanı olmuştur.
Ordu, Vietnam döneminin başarısız ve unutulmuş eri Rufus Harms’tan bilgi istiyordu. Ayrıntılı bilgiler. Harms’ın vermesi mümkün
olmayan bilgiler. Harms parmağını karanlıkta bile doğru hareket ettirerek mektupta bunca yıldır içinde sürüklenmekte olduğu anı
parçacıklarını en çok uyaran bölüme dokundu. Bu parçacıklar sonsuz bir karabasanı başlatmıştı, ama asıl olan çok çok gerilerde
kalmış gibiydi. Harms mektubu ilk okuduğunda başını kâğıdın üstüne iyice eğmiş, sanki daktiloyla basılmış bu şekilcilerdeki gizli anlamları
ortaya çıkarmak; ölümlü yaşamının en büyük gizemini çözmek istemişti. Bu gece, o çarpık parçacıklar bir araya gelerek kesin bir
anımsamaya, bir gerçeğe dönüşmüştü. En sonunda. Harms ordudan gelen mektubu okuyana dek yirmi beş yıl
öncesine ait o geceden yalnızca iki şey anımsayabiliyordu: Küçük kız ve yağmur. Tıpkı bu geceki gibi, şiddetli bir fırtınaydı. Kızın yüz hatları
narin, burnu minicik, cildi henüz güneşin, yılların ve kederin etkisiyle kırışmamış; doğrudan bakan gözleri mavi ve masumdu. Gözlerinin
derinliklerinde, önündeki uzun yaşamın tutkuları daha yeni yeni biçimleniyordu.


Başka sitelerdeki gibi, aslında reklam sayfasına giden sahte linklerle ya da

“PDF indir” yazan ama hiçbir link vermeyen sitelerle uğraşmak istemiyorsanız,

ekitabı bizden indirin.

İndireceğiniz ekitabın kalitesini yukarıdaki örnek sayfalardan  kontrol edebilirsiniz.

(Link ve açıklama sayfanın en altındadır)


David Baldacci  Foto ve Görselleri:

 

 


İndirme linkleri:

Not:
  • Android tabanlı telefon ve tabletlerde .rar dosyasını açmak için ES File Explorer vb. bir app. indirip kurmanız gerekir.
  • Daha sonra Epub Reader yada PDF Reader benzeri bir app. ile Epub yada PDF formatındaki ekitabı okuyabilirsiniz.

PDF dosyasını internet tarayıcınızdan direkt okumak için :


 


PDF + EPUB Rar Paketi linkleri:





 

NOT:

Turbobit, Google Drive, mail.ru ve Yandex Disk linklerine tıkladıktan sonra 5 sn bekleyip “Reklamı Geç“e tıklayınız.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code