Ayşe Kulin – Nefes Nefese – PDF ekitap indir

Ayşe Kulin – Nefes Nefese

PDF ekitap indir

Sen!”
“Ferit, ben seni kurtaramam. Fransız Komünist Partisi saflarında, gizli mukavemete katılmış birine ne
yardımım dokunabilir ki? Devlet olarak resmen tanıyamadığımız bir örgütün üyesisin. Yaptığın işleri ancak
kalben destekliyorum, bu da seni kurtarmaya yetmez.”
“Bu bana yeter.”
“Saçmalama birader. Evelyn hamile olmasa o kadar karşı olmazdım tehlikeli işlere burnunu sokmana,
kuryelik yapmana.”
“Tarık, ben de seninle bunu konuşacaktım. Eğer benim başıma bir şey gelirse, Evelyn sana emanet, lütfen
karımı kolla, olur mu?”
Tarık bakakaldı Ferit’in yüzüne. “Olur mu, dostum?” “
“Yani ne yapmamı istiyorsun?” “Karımın istanbul’a sağ salim ulaşmasını sağla.” “Evelyn’in akrabaları yok mu
burada?” “Paris’te yok. Ayrıca çocuğumuzun Türkiye’de dünyaya gelmesini, bebeğimizi annemin de
görmesini istiyoruz.”
“Ya Evelyn’in annesiyle babası?”
“Hiçbiri hayatta değil. Sadece bir erkek kardeşi var, o da Amerika’ya kapağı atmak için çabalıyor. Çocuk
doğana kadar gitmiş olacak.”
“Ferit, bu tehlikeli işlere hiç bulaşmasan da karını alıp sağ salim sen götürsen vatanına.”

Ayşe Kulin foto ve görselleri

 

Ayşe Kulin‘in kitapları –  Nefes Nefese’den bir bölüm oku:

“Tek bir misyonum kaldı Tarık. Son bir iş… O işin iyice içindeyim artık, geri dönemem. Onu da hayırlısıyla
becerebilirsem, Evelyn ile şu trene binip istanbul’a döneceğim.” “Hangi trene?” “Şu senin bahsettiğin…” “Ben
hiç öyle bir şeyden bahsetmedim.” “Ama öyle bir tren var.” “Muhlis’ten mi duydun?”
“Ne önemi var nereden duyduğumun. O tren ne zaman kalkıyor?”
“O trene mi binmek istiyorsun?” “Mümkün mü?”
“Kalkacak olursa, elbette. Paris’te toplanan Türk asıllı Yahudileri Türkiye’ye sevk etmek için böyle bir yol
düşündük. Hâlâ çalışıyoruz üstünde. Bir vagon kiralamak bize kaça mal olur, ki-ralayabüdikse hangi yollardan
geçerek gitsin, en selametli güzergâh hangisidir, hangi tarihte yola çıkaralım gibi suallerimiz var… Trenin
geçmesi muhtemel memleketlerle görüşüyoruz… Evet, henüz kesinleşmedi ama öyle bir tren projemiz var.
Ona binmek istersen sana ve karına mutlaka yer bulurum trende.” “Emin misin?”
“Elbette. Ama bunu öyle uluorta konuşup durma gözünü seveyim. Dallanıp budaklanırsa, Almanlar
engellerler. Bunu sessizce halletmeye çalışıyoruz. Muhlis bahsetmemeliydi bundan.” “Muhlis bahsetmedi,
emin ol.”
“Nereden duydun o zaman? Sefirin dışında, bunu bilen üç kişiyiz; ben, Hikmet Özdoğan bir de Muhlis. Sen
Hikmet’i tanımıyorsun. Muhlis boşboğazlık etmiş olmalı?”
“Şerefim üzerine yemin ederim ki o söylemedi. Zaten Muhlis benim teşkilatta çalıştığımı da bilmez.”
“Nereden duydun öyleyse?”
“Söyleyemem.”
“Bilmem şart.”
“O trene yakınlarını bindirmek isteyen bir-iki arkadaşım var, komitede.”
“Nasıl duymuşlar?”
“Yerin kulağı vardır. Ben de yeraltında çalışmıyor muyum?” “Bu hiç hoşuma gitmedi azizim. Nasıl sızar böyle
bir bilgi?” “Merak etme Tarık, duyanların projeye kötülüğü dokunmaz. Sadece trenden faydalanmak
isteyebilirler…”
Bekçi elinde bir tepsiyle içeri girince sustular. Çay fincanlarını Tarık’ın masasına bırakıp çıktı adam.
Çaylarından bir-iki yudum ancak içmişlerdi ki, telefon çaldı. Sefaret’ten arıyorlardı. Sefir, Tarık’a Marsilya
Konsolosu Nâzım Kender ve yamndakilerin serbest bırakıldığının haberini veriyordu.
“Efendim, çok teşekkür ediyorum bu güzel haber için,” dedi Tarık,”… Hangi işi… Haa şu tren işini… Elbette
efendim, hemen ilgilenirim yarın… Hakkınız var, zavallı insanlar ikinci bir kapana kısılmadan önce, bu işi
hızlandırmakta fayda var. Muhaceret Komiteleri de bu akşam meydana gelen olay üzerine bize her bakımdan
yardımcı olmaya çalışacaklardır… Nasıl efendim?”
Tarık, Ferit’in yanında fazla konuşmak istemediği için kısa kesmeye çalıştı konuşmasını. “Evet efendim, hayır
efendim” gibi yanıtlarla yetindi. Telefonu kapattıktan sonra, arkadaşına döndü.
“Gestapo, Marsilya’da vagona doldurup Paris’e gönderdiği insanları salmış. Bak, yine başardık, dostum!”
dedi, gözleri ışıl ışıl.
“Çok sevinme Tarık, bu kez salıverdiler ama çok yakında tekrar toplayacaklardır.”
“Belki… Bana müsaade et de Marsilya’da haber bekleyen arkadaşımı arayıp müjdemi vermeyim önce. Sonra
çıkarız beraber,” dedi Tarık, Selva’nın telefonunu çevirirken.

Selva telefonu bir kere bile sonuna kadar çaldırtmadan, sesini duyar duymaz hemen açtı. Belli ki telefonun
başında bekliyordu.
“Selva Hanım, gözünüz aydın, kocanız diğerleriyle birlikte Arles’da serbest bırakılmış. Herhalde gecenin bu
saatinde onca insan vasıta bulmakta zorluk çekiyorlardır ama sabaha doğru evlerinde olurlar,” dedi Tarık. Hiç
ses gelmedi karşı taraftan.
“SelvaHanım… Selva?”
“Sizi duydum,” dedi Selva, zorlukla konuşuyordu, “Tarık Bey, haklıymışsınız, memlekete dönmemiz gerekiyor.
Hem de ilk fırsatta.”
“Yakında Edirne’ye doğru bir trenin kalkma ihtimali var. Eğer kalkacak olursa, siz de burada olmalısınız. Tren,
Marsilya’dan gelişinizi beklemez. Paris’te hazır bulunmalısınız.”
“Tarık Bey, trenin hareket zamanı belli değilse, uzun zaman nerede barınabiliriz ki, çocuk da var,
biliyorsunuz.”
“Benim evimde kalırsınız en kötü ihtimalle. Selva, hemen harekete geçin ve lütfen en geç on beş gün içinde
burada olmaya bakın,” dedi Tarık. Telefonu kapattıktan sonra, bir an, ‘Ben ne halt ettim?’ diye düşündü. Üç
kişilik bir aileyi nasıl barındırabilirdi evinde? Muhlis ne derdi bu işe? Ferit’e döndü,
“Bir yere ihtiyacım olabilir,” dedi, “bana kısa bir müddet için kalabileceğim bir yer bulabilir misin ya da evime
yakın bir otel var mı acaba?”
“Sana mı, dostlarına mı?”
“Onlar üç kişi. Ben tek başıma daha kolay yer bulurum. Onlar da bende kalırlar.”
“Tren kalkana kadar?”
“Evet.”
“Trenin kalkacağını mı söylüyorsun bana?”
“Ferit, o tren kalkarsa sen de içinde olmayacak miydin, karınla?”
“Olabilirim.”
“O halde şimdi, beni zor durumda bırakma ve namusun üzerine söz ver. Bu konuşmayı hiç duymadın. Böyle bir trenden haberin yok! Benden asla duymadın,
bilmiyorsun!”
“Ben ne dedim sana demin, yerin kulağı vardır demedim mi? Ben, sen söylemesen de duyardım. Neyse sana
veya dostlarına bir yer bulmaya çalışayım. Bizim eve ne dersin?” “Sizin eve mi?”
“Elbette. Hiç kullanmadığımız geniş bir odamız var. Evelyn ile evlenmeden önce bir arkadaşım kalıyordu
orada. Biz evlenince, arkadaşım başka yere taşındı. Oda halen boş, sen ne diye çıkasın evinden. Onlar
rahatça kalabilirler bende.” “Hangimiz kalırsak kalalım, ücretini öderiz.”
“Odanın ücreti hiç önemli değil. Düşünürüz bir şey,” dedi Ferit.
“Haydi çıkalım şimdi, yolda konuşuruz,” dedi Tarık. Kendini kapana sıkışmış bir fare gibi hissediyordu. Ferit
bu iyiliğine karşılık para almayacaktı ama, ne isteyecekti acaba?

Ankara, 1943
Doktor Celal’in evindeki briç partisi aniden bastıran kar yüzünden erken dağılmak zorunda kaldı. Misafirler
hep birlikte sokak kapısına doğru yürürlerken,
“Sabiha, sen bu akşam bizde kal, bu havada eve tek başına gitmeni istemiyorum, zaten Macit de yok,” dedi
Doktor Celal’in karısı Leyla.
“Kalamam şekerim, Macit yok ama Hülya evde. Merak ederler dönmezsem,” dedi Sabiha.
“Telefon ederdik.”
“Teşekkür ederim, döneyim ben.”
“Bu Macit işini her zaman bilmiştir,” dedi arkalarından gelmekte olan Doktor Celal gülerek, “biz burada kar
fırtınasına tutulmuş donarken, o şimdi Kahire’de güneşleniyor.”
“Ne güneşlenmek ama, bir yanında Churchill diğer yanında Roosevelt, karşısında da inönü, ecel terleri
döküyordur herhalde. Ben bu fırtınaya maruz kalmayı tercih ederim kendi hesabıma,” dedi Adnan Bey.
“Asıl terleyen o değil, inönü olmalı. Kimbilir nasıl sıkıştırıyor-lardır onu Roosevelt ile Churchill,” dedi Leyla.
“Đnönü’yü asıl sıkıştıran Ruslar,” dedi Adnan Bey. “Ne pahasına olursa olsun, Türkiye illa savaşa girsin istiyor
Rusya.”
“Neden?” diye sordu Doktor Sahir.
“Çünkü sonra, Almanlar Türkiye’ye saldırınca, yardımımıza koşmak için ordusunu yollayacak buraya.”
“Ne Şam’ın şekeri,” ne Arap’ın şeyi,” dedi Doktor Celal, “Rusya yardımıma gelmesin, ben başka ihsan
istemem.”
“Bizim ihtiyar kurt yer mi hiç bu numaraları, kimbilir ne manevralar yapıyordur hepsini idare edebilmek için,”
dedi Ahmet Bey.
“Şeytan azapta gerek,” dedi, Egeli olduğu için, inönü’den hoşlanmayan Ahmet Bey’in karısı.


PDF + EPUB Rar Paketi linkleri:


İndirme linkleri:

  • Android tabanlı telefon ve tabletlerde .rar dosyasını açmak için ES File Explorer vb. bir app. indirip kurmanız gerekir.
  • Daha sonra Epub Reader yada PDF Reader benzeri bir app. ile Epub yada PDF formatında ekitap okuyabilirsiniz.

PDF dosyasını internet tarayıcınızdan direkt okumak için :





NOT:

Google Drive, mail.ru ve Yandex Disk linklerine tıkladıktan sonra 5 sn bekleyip “Reklamı Geç“e tıklayınız.

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code