Andrew Gross – 15 Saniye Pdf ekitap indir ve Oku

Andrew Gross Kitapları

15 Saniye

Ücresiz PDF E kitap / e-kitap indir / Oku

15 Saniye Kitabından alıntı

Kendi hattımın içinde olduğu telefonu elime aldım. Telefonu açan kişinin o olduğundan emin olmalıydım. Sürücünün motorun gürültüsünden beni duyabilceğini hiç sanmıyordum. 

Telefon birkaç kez çaldı. Saat öğleden soma dörttü ve Liz’in daha önceden hiç saat altıdan önce çıktığını görmemiştim. Numaramı tanıyacağım biliyordum.
Neyseki, bu hattım polislerce takip altında değildi!
En sonunda telefona baktı. “Henry sen misin?” “Evet, Liz, benim. Dinle beni. Hallie’yi kimin kaçırdığını öğrendim!”
Tüm bulduklarımı ona anlattım. Hofer’dan ve bana bunları neden yaşattığından bahsettim. Kızını anlattım. 
Oxy,den bahsettim.
“Onunla konuştum Liz. Hatta gördüm bile.” Ama Liz’e fotoğrafın detaylarından bahsetmedim. Başmın hemen üzerindeki hızla ilerleyen saatten de hiç söz etmedim. “O yaşı­ yor. Belki çok korkmuş, yani kesinlikle öyle ama en azından
yaşıyor.”
Liz’in sesi bir anda neşeyle daha canlı çıkmaya başladı. “O zaman artık polise gidebiliriz!”
“Hayır, bunu yapamayız. Koşullar değişmedi. Polisle yolum bir kez daha kesişti. Kuzey Karolina’da. Ben tam telefonda HoferTa konuşuyordum ki birden polisleri fark ettim. Milyonda bir olacak bir şey oldu ve kaçmayı başardım. Muh
temelen akşama haberlerde dinleyeceksindir…” “Arkadan gelen o gürültü de neyin nesi öyle? Sanki bir trende gibisin.”
 

Hiç arkama bakmadan çıkış kapısına doğru ağır adımlarla ilerledim. Kimsenin arkamdan bağırdığı yoktu. Öylece yürüyordum. Sanki hapisten kaçan bir adam gibi… O an kalbim çılgın gibi çarpıyordu.
Yeniden etrafıma şöyle bir baktım. Bir sanayi bölgesinde olmalıydım. Etraf depolarla, küçük üretim işletmeleriyle doluydu. Queen City Restoran’ın erzak deposu, J. Crawford ve Sons Cam’ın depolan… Bildiğim tek bir şey vardı; o da otobana olan yaklaşık uzaklığımız yedi yüz metre kadardı.
Hiç kimsenin ardımdan bağırmaması umuduyla adımlanmı hızlandırdım. Hey, sen! Oradaki. Ne yapıyorsun burada?
Nihayet güvende olduğumdan emin olduğumda yüksek sesle derin bir oh çektim.
Üzerimde yaklaşık altmış dolar kadar param kalmiştı. Ceketim de yoktu. Onu nehre atıp kaçmıştım. Mart aynıdaydık,
geceleri hâlâ hatırı sayılır bir soğuk vardı. Artık yanımda iPad’im de yoktu. Onu da Carrie’nin arabasında bırakmıştım.
Yani çok iyi durumda olduğum söylenemezdi.
Belki bir terminale gidip otobüslerden birine atlayabilirdim. Ama polis takipte olabilirdi ki bu da benim kendimi yeniden yollara vurmam demekti.
Birkaç bina ötede bir Exxon benzin istasyonu gördüm. Bir de güneye giden 1-77 otoban işareti vardı. Bir üstgeçit olduğunu fark ettim ve o yolun doğrudan otobana çıktığını anladım. Hızlanarak tuvaleti kullanmak ve yiyecek bir şeyler bulmak için gelmişim gibi benzinliğe doğru ilerledim. Belki de
otoban girişinde şansımı deneyip otostop çekerdim. Benzin istasyonuna vardığımda üç araba benzin dolumu yapıyordu.

Marketten kendime bir sosisli sandviçle kahve aldım. Sonra da kasa kuyruğuna girdim.
Kasanın hemen üzerinde iki tane televizyon vardı. Ekranlardan biri içeri girip çıkanları gösteren siyah beyaz bir monitördü. Yüzümü diğer tarafa çevirdim. Diğer ekranda ise mahkemede yaşananları konu alan bir program vardı.
Hâkim Roy Brown yine bir davaya çözüm arıyordu. Tam kasaya varıp ödememi yapmak üzere elimi cebime atmıştım ki bir son dakika haberi yayınlanmakta olan programı keserek yayma girdi. Yerel bir spiker konuşmaya başladı: “Bir son dakika gelişmesiyle karşınızdayız… JakcsonvilleTi bir polis memurunu ve bir avukatı öldürme suçlarıyla aranan Dr. Henry Steadman’ın bugün Charlotte’a yaklaşık elli kilometre uzaklıktaki Kuzey Karolina Mount Holly civarlarında görüldüğü iddia edildi. News Four ekibi zanlının polisle kovalamaca yaşadığı ve silahların ateşlendiği haberini aldı.
Elimize şu an için Steadman’ın polislerce gözaltına alındığına dair bir haber ulaşmadı. Ayrıca Steadman’ın yanında bayan bir işbirlikçisinin olduğu da söyleniyor. Şimdilik size aktarabileceğimiz haberler böyle. Gelişmelerle yeniden karşınızda olacağız…”
Fotoğrafımın ekrana verildiğini gördüm. Bir hafta önceki halimdi; daha uzun saçlar, koyu renk gözlükler ve kocaman bir tebessüm. Carrie, işbirlikçim olarak mı algılanmıştı? Kalbime bir sancı girdi. Gerçi onu sadece bana ulaşmak için istediklerini biliyordum.

Andrew Gross – 15 Saniye adlı e-kitap dosyasını,  PDF formatında indirerek okuyabilirsiniz.


Andrew Gross  Foto ve Görselleri:


Başka sitelerdeki gibi, aslında reklam sayfasına giden sahte linklerle ya da

“PDF indir” yazan ama hiçbir link vermeyen sitelerle uğraşmak istemiyorsanız,

ekitabı bizden indirin.

İndireceğiniz e kitabın kalitesini yukarıdaki örnek sayfalardan  kontrol edebilirsiniz.

(Link ve açıklama sayfanın en altındadır)


İndirme linkleri:

Not:
  • Android tabanlı telefon ve tabletlerde .rar dosyasını açmak için ES File Explorer vb. bir app. indirip kurmanız gerekir.
  • Daha sonra Epub Reader yada PDF Reader benzeri bir app. ile Epub yada PDF formatındaki ekitabı okuyabilirsiniz.

PDF dosyasını internet tarayıcınızdan direkt okumak için :


 


PDF + EPUB Rar Paketi linkleri:





NOT:

Google Drive, mail.ru ve Yandex Disk linklerine tıkladıktan sonra 5 sn bekleyip “Reklamı Geç“e tıklayınız.


Yazar Andrew Gross kitapları – 15 Saniye‘den bir pasaj oku:

 “Hâlâ Hofer’m nerede olduğu hakkında bir bilgimiz yok ama biliyorum ki beni ona götürecek bir yol mutlaka
bulacak. Eğer bu noktada polisi işin içine sokarsak, ne kadar güvenirsek güvenelim, işin içinde ben olduğumda işler çığımdan çıktığından her şey mahvolabilir. Hofer’m adını sızdırabilirler…
Hatta bunu şu an bana ulaşmak için bir koz olarak bile kullanabilirler. Her neyse, dinle, biz zaten çoktan FBI ile görüştük…”
“Biz mi? Biz dediğin kim, Henry?”
“Jacksonville Polis Merkezi’nden bir kadın. Dosyamla o ilgileniyor.”
“Dedektifmi?”
“Hayır. Tam olarak öyle sayılmaz, Liz…” Bunu ona nasıl söyleyebilirdim ki? Carrie’nin sosyal hizmetler biriminden olduğunu açıklayamazdım. Bu beni daha da aptal konumuna düşürürdü! “Liz, bana güvenmek zoundasın. Sona yaklaşıyoruz.
Şimdi her şeyi berbat etmek istemiyorum. Ne kadar zamanımızın olduğu konusunda da bir fikrim yok…”
“Henry, ben üç gündür hiçbir şey yapamıyorum! Aklımı kaçıracağım! Artık bunu kimin yaptığını öğrenmişsin. Benden
elim kolum bağlı oturmamı nasıl beklersin…?”
“Liz, ben de ölüyorum. Eğer teslim olabilsem adımı şu dakika temize çıkarabilirim. Ama yapamam… Biliyorum şu
anda bana güvenmen için hiçbir sebebin yok ya da inanman için. Tek bildiğin benim de senin kadar Hallie’yi geri istedi
ğim. Hatta belki de senden daha çok istiyorum bunu! Bunların hepsi benim yüzümden oldu, Liz. Hofer’m onu nerede sakladığını bulmamız gerek. Bana bir gün daha ver.”
“Ah Tanrım, Henry, hiçbir şey yapmama konusunda ciddi olamazsın. O bizim kızımız…

“Ben ciddiyim. Hem de çok. Hofer bana nereye gideceğimi, Hallie’yi nereye götürdüğünü söyleyene kadar bunu yapmak zorundayız.”
Liz cevap vermedi. Sadece ağladığını duyuyordum. Benim daha önce bir damla gözyaşını görmediğim, sinirleri bir beton
gibi sağlam olan eski karım ağlıyordu.
“Sadece bu duruma bir gün daha katlan, Liz. Sadece nerede olduğunu ve benden ne istediğini öğrenene kadar bekle. Bunu
yapabilir misin, bebeğim? Senden ne çok şey istediğimi biliyorum ama anlaştık mı?”
Tam o anda kamyon sağa dönerek yavaşladı. Otobandan çıkıyor olmalıydık. Charlotte’taki ana bayiye yaklaşıyorduk.
“Liz, şimdi kapatmam lazım. Bir daha ne zaman arayabilirim, bilmiyorum ama arayacağım. En kısa zamanda. Bir şeyler öğrenir öğrenmez arayacağım.”
“Henry, beni böyle bırakıp, gidemezsin…”
“Liz, gitmem gerek…” Kamyon yavaşlayarak yeniden sağa döndü. Sanki bir giriş yolundaymışçasına ilerlemeye devam
ediyordu. Çok fazla zamanımın olmadığım biliyordum. Sürücü beni rahatlıkla duyabilirdi. Sesimi alçaltarak konuşmaya devam
ettim. “Liz, üzgünüm ama kaçmam gerek. Onu bulacağım, Liz.
Sana söz veriyorum. Bana bu konuda güveniyor musun?”
Liz burnunu çekip, derin bir nefes aldı. Kamyon bir süre daha ikinci vitesi geçmeden dosdoğru yol aldı. Artık yaklaş
mış olmalıydık. Her an gideceği yere varmış olabilirdi.
O an Liz, “Evet. Evet, Henry, sana güveniyorum,” dedi.
“Daha ne kadar buna katlanabilirim bilmiyorum ama… Kızımı bana getir, Henry. O pisliği bul!”
“Bulacağım Liz. Söz veriyorum, bulacağım. Kendine iyi bak.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code